21 Şubat 2014 Cuma

Örnek Olmalısın

Sanki kendi sütten çıkmış ak kaşık, 
Pası-kiri nasıl bildin sen böyle? 
El âlemin elleri mi bulaşık, 
Kendi elin nasıl sildin sen böyle? 

Koyun bir gün bir hendekten atlamış, 
Keçi görmüş, kahkahadan patlamış, 
Koyun sormuş duramamış çatlamış, 
Neden demiş bana güldün sen böyle? 

Keçi demiş; edep yerin açıldı, 
Sonra senin şerefin pek küçüldü, 
Gördüğümle sana değer biçildi, 
Bu toplumda gülünç oldun sen böyle. 

Koyun demiş; keçi kardeş haklısın, 
Açık kalan yerin ile farklısın, 
Seninkini kuyruk nasıl saklasın? 
Kapatmaktan mahrum kaldın sen böyle. 

Keçi olan önce kendi düzelsin, 
Düzelmişsen elbet şimdi güzelsin, 
Temiz sayfa aç ki hayır yazılsın, 
İşte ancak temizlendin sen böyle. 

Suçun varsa ne söylesen nafile, 
Başka suçlar seninkinden az bile 
Sen güzel ol, sana uysun kafile, 
Anladıysan akıllandın sen böyle. 

İzmit 
21.02.2014

19 Şubat 2014 Çarşamba

Kusur

Güzeli var çirkini var beşerin, 
Muhtemelen imtihana gelmişler, 
Üstesinden gelmeliymiş her şer’in, 
İyisi az olan hana gelmişler. 

Kusuruyla hatasıyla suçuyla, 
Ak yağıyla kaymağıyla balıyla, 
Meyve sunmuş ağacıyla dalıyla, 
Görüyorsun bunlar sana gelmişler. 

Birçok cihaz ve aletler takılmış, 
Ama en çok mükemmeli akılmış, 
Akıl aklı düşünmekten sıkılmış, 
Zannetme ki sıkılana gelmişler. 

İyi-kötü şu kocaman alanda, 
Görünmüşler her ikisi bir anda, 
Kimi hak’da, kimi kalmış yalanda, 
İkisi de şu meydana gelmişler. 

Kusurunu kusur bilmez birinin, 
Böyle yapıp artırdığı kirinin, 
Af dileyen bir de şu hak erinin, 
Farklı amma, tam yan yana gelmişler. 

İzmit 
18.02.2014

15 Şubat 2014 Cumartesi

Adalet Edenler

Bir terazi, iki kefe şaşmasın 
Ortasından tutup getir hizaya, 
Hiç bir hatır, hak hatırı aşmasın, 
Haklı olan gelebilir cezaya. 

Hem hak haktır, büyük küçük aranmaz, 
Hak gasp eden edepsizdir o kanmaz, 
Edeplisi, itirazda bulunmaz, 
Onun için hep o gelir ezaya. 

Bu davada haklı haksız ayırsan, 
Asıl olan hak hatırını kayırsan, 
Hak yolunda sebat edip kalırsan 
Kalb-i beşer, birden erer sezaya. 

Hakkı bilen hak yolcusu, erenler, 
Adaleti hakk’a bir yol bilenler, 
Hak uğrunda canlarını verenler, 
Öyle ruh ki, böyle gider fezaya. 

İzmit 
15.02.2014

Rabıta-i Aşk

Kıramadım hevâ ile bağlayan, 
İçimdeki polat misal zinciri, 
Garip gönlü acz ve farkla dağlayan, 
Ağır gelir nefse helâl zinciri. 

Bakla-bakla halkalardan uç-uca, 
Meşakkatli, bir yol için topluca, 
Raptetmeye kalksam işi kutluca, 
Köstek olur zorlu zilâl zinciri, 

O mukaddes, ruhu gördüm âşıkta, 
Nasîp neyse çıkmış ona kaşıkta, 
İstikamet budur işte bu şıkta, 
Yudumlansın, akan zülâl zinciri. 

Zerre-zerre parçalanıp dağılsa, 
Yüzü ekşi olmalıydı değilse, 
Hatta tüm mülk huzurunda eğilse, 
Dönüp bakmaz kalpte celal zinciri. 

Sebat ile dua ile kararım, 
Mezkûr aşka gönül koymak ısrarım, 
Ufka vurdu çığlık-çığlık zararım, 
Aşk burcunda doğsun hilâl zinciri. 

İzmit 
13.02.2014

Mamul Madde

Çamuru karıp da bir yürek yaptım, 
En uygun bir yere, koyarım diye, 
Endişe ederek, bir kürek kaptım, 
Ya acı çekerse, cayarım diye. 

Elimde çarpmıştı, bir iki kere, 
Gömmeyi düşündüm, tenha bir yere, 
Aman ha olmasın yara ve bere, 
Çok vicdan azabı, duyarım diye. 

Evirdim çevirdim, kolaçan ettim, 
Bir sağa bir sola, koşturup gittim, 
Çaresiz kalarak, yoruldum bittim, 
Çamura basmadım, kayarım diye. 

Böyle bir imalat neyine gerek, 
Bunun alt tarafı çamurdan yürek, 
Mâdemâ yapmışsın bir de ürkerek, 
Sakın ha düşünme kıyarım diye. 

Ne kadar zor şeymiş, yok etmek bunu, 
Demek ki Yaradan bilir kulunu, 
En uygun yer yapmış, insan solunu, 
İsteği, her neyse; duyarım diye. 

İstanbul 
22.01.2014