22 Haziran 2014 Pazar

Kalbin Süzgeci

Kimsenin haberi yok, kalplerde neler saklı,
Sevda malum kalptedir, yoktur misli âlemde?
Tüm yollar açık ama bazı yerler yasaklı,
Ancak nefsin teb’îdi, başa gelen elemde.
Hakperestin kılıcı, şu bağrımı bir yarsa,
Şakır-şakır dökülür, gizli olan ne varsa.

Akıl hiç anlar mı ki, hayalde ki olanı?
O haddini aşarda, sonsuzluğa uzanır,
Bir-bir toplar hafıza, meydanlarda kalanı,
Akla lazım ne varsa, marifette kazanır.
İz’ana kapı açar, tasavvurun güzeli,
İrade neyi seçse, yaratıyor Ezeli.

Marifetten çok hisse, kalbimin istediği,
İmbiklerden geçirdik, faydalı oldu artık,
Maksada uygun gibi, kalplerin beklediği,
Olan biten her şeyi, gayret ile kotardık.
Nihayet en son sıra, tasdik ile îmanda,
Ruhların huzuru da, ancak emn-u emanda.


İzmit
21.06.2014

               Bedri Tahir Adaklı

18 Haziran 2014 Çarşamba

Balıkçının Limanı

Dopdolu caddalerin, insanından ıraktım,
Kimsesiz mekânlarım, zehirli zaman oldu.
Çektiğim nefeslerin, ihsanından ıraktım,
Üfürdüğüm havalar, zifirli duman oldu.

Dünya malı namına, elimde olan biten,
Tuttuğum bastonum var, yürürken beni iten,
Sırtımda yelek ile altımda şalvar keten,
Bu temiz üstü başı, kirleten saman oldu.

Metâlibim ne ise, hepsi çarşıda kaldı,
İnsanlar söz verse de, caymasıyla ün saldı,
Erzakımı vermeyen, nakdimi çekip aldı,
Üzüntümden inilti, zırlayan keman oldu.

Bir kalastan sal yaptım, bana göre yelkenli,
Dalgalara pek uygun; kenarı biraz enli,
Oltam toplu iğneden, sanki ucu dikenli,
Nerede balık tuttum, orası liman oldu.

İzmit
15.06.2014
               Bedri Tahir Adaklı



Benim Aynam

Yüzyüze gelirdik, ayna ile ben,
Biz birbirimize, bakar dururduk,
Söyleşirdik sessizce, ayna ile ben,
Bu gözden o göze, akar dururduk.

Baktığı kadardı, benim baktığım,
Pek sıkça dudağa, alıp yaktığım,
Sıkarak  çakmağı vurup çaktığım,
Birlikte tütünü yakar dururduk.

O parlak yüzünde, kalmıştım mahsur,
Bir yüzü aleni, öbür yüzü sır,
Bakarsa yüzüme, bir ışık yansır,
Aydınlık yerlere çıkar dururduk.

Yıllarca yüzyüze, pek sık birlikte,
Saçımla başımla her yenilikte,
Dilimi çıkarsam bir muziplikte,
Şakadan sıkılır bıkar dururduk.

Baktık ki yaşlandık, eskidi yüzler,
Baharlar geçmişti gelmişti güzler,
Dikkatli baksakta seçmiyor gözler,
İçine parmağı sokar dururduk.

Ömürler soldu da geldi nazara,
Sen bâri burda kal, gelme mezara,
Ya elden düşerse diye kazara,
Korkardık tutunup, sıkar dururduk.

İzmit
14.06.2014

                Bedri Tahir Adaklı

16 Haziran 2014 Pazartesi

RÜYANIN TABİRİ

Hayırdır deyin de, hayıra çıksın,
Hafifce dalmıştım bir rüya gördüm,
Gördüğüm şeylere şaşıracaksın,
Dünyadan ap ayrı bir dünya gördüm.

Bal akan nehir var, lezzeti tatlı,
Sevinçten uçmuştum, gönül kanatlı,
Kaplar var, gümüşten hem de sanatlı,
Kadehler ellerde ağniya gördüm.

Meşmeşiye denir, bir başka âlem,
Kim ceza görecek yazıyor kalem,
Kötüler azapta çekmez mi elem?
Cehennem yolcusu, çok yaya, gördüm.

Sonra bir karanlık sormayın gitsin,
Sonsuz bir mekânda ışık ne etsin,
Zulmetli, sıkıntı istedim bitsin
Bir hayli ilerde bir ziya gördüm.

Korkarak yaklaştım aydınlık yere,
Aramda oluştu pek derin dere,
Pişmanım sormayın, gittim bir kere,
Geçmeye engelmiş, dik kaya gördüm.

Bu rüya ne diyor yapsınlar tabir,
Hem âlim olsun da anlatsın bir-bir
Değilse parada gösterse cebir,
Böyle çok yalancı eşkiya gördüm.

Rüyayı önemsiz görenler bile,
Bir tabir edip de getirmez dile,
Hayat pek önemli rüya nafile,
Diyen çok, hak olan evliya gördüm.

Görmüştüm fecire az zaman kala,
Rüya-i sadıka, olsa ne âla,
Hem tabir edenler etmez mübâlâ,
Ne demiş o çıkmış, asfiya gördüm.

İzmit
12.06.2014

               Bedri Tahir Adaklı

LEZİZ NİMETLER

Vermeyi istemiş, isteyi verdi,
O zaman cenneti, iste de versin,
Tatmayı O verip listeyi verdi,
O zaman lezzeti iste de versin.

Mabud-u Bilhaktır; kul olun dedi,
Mutlaka o hayat olur sermedi,
Cennette pek çeşit şeyin adedi,
Sayılmaz nimeti iste de versin.

Ruhunda kaynaşır bir sürü duygu,
Tehlike anında verdiği kaygı,
Öyle bir Halık ki sunmalı saygı,
O’ndan muhabbeti iste de versin.

En güzel ameli edip muteber,
İman ki; O hakk’a, olsa seferber,
Hem dünya hem ukba, hepsi beraber,
Her iki serveti iste de versin.

Dişleri dizmiş de bir ağız vermiş,
Yenecek yemişi sevip-dövermiş
Acının yüzüne tükürüvermiş,
Sen tatlı nimeti iste de versin.

Sayısız nimetler sunulmuş bize,
Karınca ve de fil herbirimize,
Hamd ile şükretsek biz Rabb’imize,
O azîm gayreti iste de versin.

İzmit
10.06.2014

               Bedri Tahir Adaklı

8 Haziran 2014 Pazar

Emek

Giyotin düştükçe, tek-tek her başa,
İnsanlar insana, kurban edilir,
Sıkarsa dişini, şer döner başa,
Dövülür başaklar, harman edilir.

Elinden hiçbir şey, gelmese bile,
Yüzünü ekşitsen itiraz ile,
Hakkını arayıp getirsen dile,
Herkese bu sözün ferman edilir.

Ellerin nasırlı, alnında terin,
En ağır yüklerin altında yerin,
Kazmayla, açtığın kuyular derin,
Üstüne yer çökse yorgan edilir.

Ne yese patronlar ne yese yarar,
Kilosu eksilse kârından zarar,
Pirenin yağında, menfaat arar,
İşçinin ciğeri büryan edilir.

Mukaddes kitaba, hele bak ne der?
İşçinin hakkını “ver der” emreder,
İnançlı olana olmaz bu keder,
Kim girse o yola; seyran edilir.

Hele bu; işlere baksa bir devlet,
Halkına bulaşmaz, ka’iyyen zillet,
Payıdar edilse, bu garip millet,
O zaman o devlete hayran edilir.

İzmit
07.06.2014

               Bedri Tahir Adaklı