26 Ağustos 2014 Salı

Çirkin Hayalât

Kurtulmak ne mümkün hayâli halden,
Tefekkür kördüğüm, bağlandı bende,
Düşünce ufkumda, o âli halden,
Mahrumuyet hâli, hâllendi bende.

Zihnimi tardeden, dertlerim dolu,
Nefsimin ısrarla tuttuğu yolu,
Hiç böyle olur mu Allah’ın kulu,
Diyerek tenkidim dillendi bende.

Şikâyet etmekte hissiyat haklı,
İçimde bulunan neler var saklı,
Edebî edepte pek çok yasaklı,
O İblis hayâli kullandı bende.

Nihayet sonunda bir çare buldum,
Elime Nur’lu bir, Hak kelam aldım,
Okudum, okudum hayrette kaldım,
Nihayet hayâlim nurlandı bende.

O çirkin hayâli, düşü bırakıp,
İstiâze edip Hakka yakarıp,
Dikenli otları söküp çıkarıp,
Tefekkür bahçesi güllendi bende.

İzmit
20.08.2014

               Bedri Tahir Adaklı

Nur

İslâmın karargâh diye seçtiği,
Tefekkür ufkunu yoklayan bir Nur,
Münkirin fikrini kesip biçtiği,
Kalpleri şüpheden, paklayan bir Nur.

Helâket-felâket asrına gelen,
Kur’ana saldıran fitneyi bilen,
Muannit düşmanın zırhını delen,
Cıhadın yüzünü aklayan bir Nur.

Kur’anın elmastan, kılıcıdır bu,
Mü’mine güç veren hak tacıdır bu,
Ruhların-kalplerin ilâcıdır bu,
İslama îmânı ekleyen bir Nur.

Kur’andan süzülmüş yüz otuz kitap,
Bu asrın fehmine, uygun bir hitap,
Kim karşı gelmişse düşüyor bîtap,
Muârız olanı haklayan bir Nur.

Kur’an semasından, nazil olarak,
Son asrın fitnesi muztar kalarak,
Hak verir susar o, hüccet bularak,
Kalpleri; inkârdan, saklayan bir Nur.
İşte o mâlûm ya; “Risale-i Nur.”

İzmit
24.08.2014

               Bedri Tahir Adaklı

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Işık

Gecenin içinde sönük bir ışık,
Uzaktan uzağa gözüme çarptı,
Karanlık, aydınlık oldu karışık,
Kandili tutarken yüzüme çarptı.

Yolcuyum meçhule, duraksız yolda,
İnişler, çıkışlar sağda ve solda,
Aman ha yürürken az tedbir al da..
Baksana tabanın dizime çarptı.

Nağmeyle acılar feryat edeli,
İçimden ses verdi inleyen teli,
Mızrabı tutan şu, insafsız eli,
Telleri kopardı sazıma çarptı.

Bahtıma ne düşmüş alnımda gördüm,
Yalancı dervişe halimi sordum,
Aldığım cevabı hep şerre yordum,
Tedbirim; kaderde yazıma çarptı.

Karanlık meydana bakıp gitmeden
Yaklaşsa o ışık sönüp bitmeden,
Göstermek kolay mı gücü yetmeden?
Muzaaf bedbinlik özüme çarptı.

Benliğim kayboldu ışık getirin,
Kararmış bahtımı alın götürün,
Teselli edin de derdi bitirin,
Dediğim kimseler; sözüme çarptı.

İzmit
22.08.2014

                 Bedri Tahir Adaklı

15 Ağustos 2014 Cuma

Fısıl-Fısıl

Fısıltı ile anlattıklarımı
Can kulağı ile dinlemiştin,
Görüyordun derinliklerini,
Mutlaka anlıyordun duymasan da..

Biz bizeydik her zaman düşlerimde,
Başkaları fark etmiyordu sen yokken..

Susarak geçirdiğim zaman
Sanki yıllar gibiydi,
Ne kadar çok şey vardı anlatılan..
Bilmek istiyordum
Meçhul karanlıkları;
Akarken zaman..

Güneş batıya gidiyordu;
Aramızdan geçerek..
Çaresizdi benim gibi..
Sen ise hâlâ uzaklardaydın.

İçimden kopartılan ne varsa
Biriktiriyordum bir-bir..
Siyah acılardı yerlerine yenileri gelen..

Çimenlere basamadan
Yürüdüğüm yolların menzilinde,
Çakıltaşları ayaklarımı kanatmıştı.
Sızım-sızım.

Beni hala dinliyor musun duymadan?
İstersen derinliklerine bak
Ruhumun pencereleri olan gözlerime..
Ta derinliklere derin-derin.
Belki, beni oralarda görürsün,
Fısıltılarımla yanlızken..

İzmit
14.08.2014

               Bedri Tahir Adaklı

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Şimdiki Kalpler

Gönüller seması kap kara bulut,
Döküldü yıldızlar, görünmez oldu,
Sevdaya vuruldu koskoca kilit,
Sevginin kıymeti bilinmez oldu.

Geçmişe yönelip etsek de sefer,
Getirsek oradan sevdalı nefer,
O zaman o zatlar, olmuş  muzaffer,
Şimdi bak; bu kapı çalınmaz oldu.

Aslında gerçek bu, değilki masal,
Leyla ile Mecnun, bizlere misal
Bu yolda onlara etsek imtisal,
Böylesi âşıklar bulunmaz oldu.

Şikâyet değil de hikâye etsek,
Olmazsa hayalen geçmişe gitsek,
Muhabbet uğruna tükenip bitsek,
Görüp de bir örnek alınmaz oldu.

Bu asra şeytandan kimler vekildi?
Makam ve maddeye dikkat çekildi,
Gönüller bağına diken ekildi,
Bu yüzden bu yurda gelinmez oldu.

Yine de ümitvar olalım derim,
Ben artık yaşlandım belki giderim,
Sizlere uzunca ömür dilerim,
Sevdalı olmadan ölünmez oldu.

İzmit
13.08.2014

                Bedri Tahir Adaklı

10 Ağustos 2014 Pazar

İki Yol

Önümde iki yol, görünür bana,
Duydum ki yollardan birisi yanlış,
İkisi, doğru der gösterir bana,
O zaman bunlardan hangisi yanlış?

Hiç kimse demiyor yoğurdum ekşi,
Hürriyet ufkundan doğmaz anarşi,
Felâket olmaz mı, mutlak monarşi?
Doğrular dense de bilgisi yanlış.

Bir büyük denizdir, aslen bu vatan,
İncisi mercanı dibinde yatan,
Dalgıca dal deyip, cevher aratan,
Denizi sallayan dalgası yanlış.

Pek ayrı gibidir ama yanyana,
Ortalık buz tutmuş kayankayana,
Zannetme olanlar hep senden yana,
Diyor ki ben doğru, gerisi yanlış.

Ziyanın zulmetin olmaz arası,
Gocunur kimisi varsa yarası,
İnan ki milletin yanmış çırası,
Olanlar hep aynı sırası yanlış.

Gemiyi sahile götürün hele,
Her kutsi davada verin elele,
İnsanlar çekmesin, hiç artık çile,
Aslı bu desek de, algısı yanlış.

İzmit
09.08.2014

               Bedri Tahir Adaklı