Aklımı
kaybetmiştim, arardım fellik-fellik,
Çirkin
kelam ederdim, tutamazdım dilimi,
Şu
maddi hayatımda, nedir bunca sefillik,
İdama
sürükleyen, zeval tutmuş elimi.
Ruhum
deliller arar, dünyadan firak niye?
Ölüm
ölsün isterdim, tek çare budur diye.
İrkildim
birden bire, kalbime güneş doğdu,
NUR
dediler adına, karanlığı yok eden,
İçimdeki
düşmanı, zannederim bu boğdu,
İfritler
fırsat bulup, bir şer için gelmeden,
Çekti
beni çevirdi, yaka-paça savurup,
Hırpaladı
nefsimi, bir iki kırbaç vurup.
Sanki
bir cennet mekân, güzellerin olduğu,
Kulak
verdim hoş sese, şaşırıp kalıverdim,
Damla-damla,
nurlarla, kadehlerin dolduğu,
Bana
bir damla düştü, eğilip alıverdim.
Cennetin
pınarları, akıp gider altından,
Yakut
olmuş sadefi, manası var altından.
Okunur
hece-hece, NUR denilen bu kelâm,
Menbağı
Kur’an bunun, besbelli sözlerinden,
Davayı
dert edinen, sevdalıya bin selâm,
Kimler
ermiş ihlâsa, okunur gözlerinden.
Maddeye
darbe vurur, satır-satır akışı,
Elmas
kılıç dedirir, Nur’un kından çıkışı.
İzmit
29.04.2014
Bedri Tahir Adaklı