21 Kasım 2015 Cumartesi

Düldül


              Düldül

Başa gelse ne edersin
Ölüm derler sen ne dersin
Sen genç iken sana gelir
Yaşlı isen sen gidersin.

Gelmiş işte yolun sonu
Çok önemli bak bu konu
İmam hadi giydiriver
Kefen denen beyaz donu.

Benzi solmuş dönmüş küle
Uzanıver şu düldüle
Dostlar seni taşısınlar
Hadi artık güle-güle.

13.11.2015

               Bedri Tahir Adaklı

10 Kasım 2015 Salı

Duraklay/anlar


Şuracıkta şıkışmış küçük bir zaman vardı
Kurcalayıp çıkardık kırılmış gibi sanki
Nağmeden kaçıp düşmüş resimde keman vardı
Yay ayrı keman ayrı darılmış gibi sanki.

Tecessüm eder nağme yay kemana sürünür
Hüzünlü yanık ağıt, bu karede görünür
Hayalinle dinlersen sesler birden dirilir
Kalpte bir sızı başlar yarılmış gibi sanki.

Bir ucu kırık-kopuk, bir ucu sarı leke
Bir tarafı ezilmiş yarı paslı teneke
Yerde bir şal serili yırtılmış çeke-çeke
Çocuklardan birisi, doğrulmuş gibi sanki.

Belki seneler geçmiş bu karenin ardından
İki çocuk sırtında, eller durur kadından
Bu meçhul şahısların bahsederken adından
Geçmişten geleceğe çağrılmış gibi sanki.

İşte resim bir anlık ediverse tahâkkûm
Resim zamana değil zamanlar resme mahkûm
O vakit oradaydım, ama şimdi ben yokum
Deyenin, ruhu resme, sarılmış gibi sanki.

07.11.2015

               Bedri Tahir Adaklı

7 Kasım 2015 Cumartesi

HAYAT


Doğumla ölümün arası hayat
Acı da tatlı da başına gelir
İstersem, ben doğmam diyerek dayat
Gene de yaşamak işine gelir.

İlk defa görürsün şefkatten kucak
En güzel yürekli onda olacak
O safi sütüne sevgi katacak
Anandır, rızkın da döşüne gelir.

Birkaç diş ağzına dizilmiş olur
Üstelik kendine sert yemiş bulur
Büyürsün sütün de kesilmiş olur
Bitmesi en uygun yaşına gelir.

Bu nasıl tanzimdir bu nasıl hikmet
Kalıba en uygun dökülmüş nimet
Eline her geçen sanki ganimet
Koşarak erzakın peşine gelir.

Bakarsın önüne iki yol çıkmış
Nefretle muhabbet ikisi hakmış
Nefreti seçenin dostları yokmuş
Görmeye gelenler boşuna gelir.

Hak vaki olursa ömür son bulur
Yaşın da, belki genç, belki yüz olur
Sevenler kabrinde bir müddet kalır
Sevmeyen gelse de taşına gelir.

01.11.2015

               Bedri Tahir Adaklı

3 Kasım 2015 Salı

Kaybolan Yıllar


Varımız yoğumuz bir avuç içi
Onu da kaybeden ellerim üzgün
Şaşırıp kadere atmayın suçu
Şu beni mahveden hallerim üzgün.

Olmadı ne hüner ne de marifet
Ne şıklık olmuştu ne de zerafet
Her zaman bir belâ belki bir afet
Gelmeyi bekleyen mallarım üzgün.

Tarlada-tapanda toprağım yarık
Yağmursuz havadan yürekler buruk
Ayağı sıkmaz mı kuruyan çarık
Tabanı yıpratan yollarım üzgün.

Bu kadar saydığım döktüğüm lâfı
Nazara alma sen bir takım gafı
O zaman pek çoktu insanın safı
Tümünü sarmayan kollarım üzgün.

Yemenin içmenin neydi o tadı
Cihana değerdi dostluğun yâdı
Çok sıkça geçerdi hepsinin adı
Unutup sustuğum dillerim üzgün.

Şimdi bak şu hale ne güne kaldık
Mal aldık mülk aldık belki şan aldık
Dostları unuttuk dünyaya daldık
Mâzide kaybolan yıllarım üzgün.

31.10.2015

               Bedri Tahir Adaklı