Şu kalbimin sızısının sebebi,
Bilinmiyor bilemedim azizim,
Acep kimden yazısının sebebi?
Onu da ben dilemedim azizim.
Sevda mıdır, nasıl şeydir bu halim?
Dalıp gitti, çözemedi hayalim,
Varsa bile sebep olan bir zalim,
Kurşun atıp delemedim azizim.
Lokman hekim var dediler ırakta,
Dert olmaz mı kalplerde ki kırıkta,
Şifa bulmaz kim kalmışsa firakta,
Çıkış yolu bulamadım azizim.
Çaresizdim yola düşmüş giderken,
Henüz sabah gerçi biraz pek erken,
Refikimin olmasını dilerken,
Hızır falan, beklemedim azizim.
Biri birden peydahlanıp göründü,
Pir-i fani, ulvi hale büründü,
Elleriyle tam göğsüme süründü,
Korktum ama ölemedim azizim.
Derdim geçmiş sıhhatimi bulmuştum,
Fakat şimdi başka dertli olmuştum,
Kalbe lazım aşktan mahrum kalmıştım,
Ne ettim ben, bilemedim azizim.
İzmit
26.03.2014
28 Mart 2014 Cuma
Kafdağı
Aslında Kafdağı, çok yakın bize,
Arkası pürüzsüz, bakar gelirim,
Âlem-i misalden, benzer denize,
Şöyle bir açılır çıkar gelirim.
Öyle bir dağdır ki yolu karışık,
Ardında gezmeye gönlüm alışık,
Maddeyle manası biraz bitişik,
Araya kalbimi sokar gelirim.
Hayaller ufkunda beyaz bir nokta,
Güneşi kapatmış sanki ufukta,
Masallar tırmanır kalır dorukta,
Çok söze kulağı tıkar gelirim.
O dağın ardında, kahraman biri,
Bilmeyiz cismi mi kalbi mi iri,
Doğruya bulaşmış, hatanın kiri,
Hakikat suyuyla yıkar gelirim.
Esmâ yi-Hüsna’da altı isimden,
İlk harfi alınmış her bir kısımdan,
“Kaf” harfi münezzeh, maddi cisimden,
Maddeden manaya akar gelirim.
Bu sırlar herkese olmamış ayan,
Şarlatanlık eder, gabi’yse duyan,
Zamanla gelişir, adaba uyan,
Uyanın elini sıkar gelirim.
İzmit
20.03.2014
Arkası pürüzsüz, bakar gelirim,
Âlem-i misalden, benzer denize,
Şöyle bir açılır çıkar gelirim.
Öyle bir dağdır ki yolu karışık,
Ardında gezmeye gönlüm alışık,
Maddeyle manası biraz bitişik,
Araya kalbimi sokar gelirim.
Hayaller ufkunda beyaz bir nokta,
Güneşi kapatmış sanki ufukta,
Masallar tırmanır kalır dorukta,
Çok söze kulağı tıkar gelirim.
O dağın ardında, kahraman biri,
Bilmeyiz cismi mi kalbi mi iri,
Doğruya bulaşmış, hatanın kiri,
Hakikat suyuyla yıkar gelirim.
Esmâ yi-Hüsna’da altı isimden,
İlk harfi alınmış her bir kısımdan,
“Kaf” harfi münezzeh, maddi cisimden,
Maddeden manaya akar gelirim.
Bu sırlar herkese olmamış ayan,
Şarlatanlık eder, gabi’yse duyan,
Zamanla gelişir, adaba uyan,
Uyanın elini sıkar gelirim.
İzmit
20.03.2014
21 Mart 2014 Cuma
Nasıl Biriyiz
Muteber biriysek havamız olur,
Tekebbür yolunda azan biriyiz,
Paramız olursa dostumuz olur,
Fiyaka atarak gezen biriyiz.
Kemerde son delik açık tokası,
Ensesi kalınsa yırtık yakası,
Bir tokat atarız eşek şakası,
Çok candan dostları üzen biriyiz.
Birine birisi hafif takılır,
Öteki bu işten biraz sıkılır,
Karşılık versem mi diye sokulur,
Bir şaka yapmışsa kızan biriyiz.
Paramız olsa da beleş severiz,
Görevli dinlemez belki döveriz,
Yasağı deleni pek çok överiz,
Bedava içeri sızan biriyiz.
Bakarsın genç bir kız, etek uçurur,
Etek bu durmaz ki fazla kaçırır,
Bazen da sınırı biraz geçirir,
Mal gibi bakarak süzen biriyiz.
Sokakta hem şaka hem de şamata,
Olmadı bakarsın çirkin gamata,
Bağrışma çıkıyor ta en üst kata,
Çevrede huzuru bozan biriyiz.
Eskiden bu millet böyle değildi,
Bu başlar acaba kime eğildi
Yabancı âdete belki meyildi,
Yalancı tarihi yazan biriyiz.
İzmit
18.03.2014
Tekebbür yolunda azan biriyiz,
Paramız olursa dostumuz olur,
Fiyaka atarak gezen biriyiz.
Kemerde son delik açık tokası,
Ensesi kalınsa yırtık yakası,
Bir tokat atarız eşek şakası,
Çok candan dostları üzen biriyiz.
Birine birisi hafif takılır,
Öteki bu işten biraz sıkılır,
Karşılık versem mi diye sokulur,
Bir şaka yapmışsa kızan biriyiz.
Paramız olsa da beleş severiz,
Görevli dinlemez belki döveriz,
Yasağı deleni pek çok överiz,
Bedava içeri sızan biriyiz.
Bakarsın genç bir kız, etek uçurur,
Etek bu durmaz ki fazla kaçırır,
Bazen da sınırı biraz geçirir,
Mal gibi bakarak süzen biriyiz.
Sokakta hem şaka hem de şamata,
Olmadı bakarsın çirkin gamata,
Bağrışma çıkıyor ta en üst kata,
Çevrede huzuru bozan biriyiz.
Eskiden bu millet böyle değildi,
Bu başlar acaba kime eğildi
Yabancı âdete belki meyildi,
Yalancı tarihi yazan biriyiz.
İzmit
18.03.2014
Ocak Başı
Camlar kırık ocak başı rüzgârlı,
Esintiler o külleri güldürür,
Ninem der ki, soğan aşı pek kârlı,
Kaşık tutan nur elleri güldürür.
Otururuz tencerenin başına,
Tahta kaşık dalar soğan aşına,
Ninem mutlu, koştururken işine,
Ahşap evde, temelleri güldürür.
Sofra kalkar millet bağa gitmeli,
Herkes der ki bugün işler bitmeli
Çoluk çocuk biraz yardım etmeli,
Alın teri, emelleri güldürür.
Büyük-küçük akşam eve döneriz,
Her birimiz bir köşeye sineriz,
Yorgun-argın yine sohbet deneriz,
Bu halimiz tüm dilleri güldürür.
Aç kalsak da üşüsek de mutluyduk
Bilirdik ki aynı Rabb’in kuluyduk,
Başkasına ne çok gözü suluyduk,
O gözyaşı gönülleri güldürür.
Şimdi var mı başkasına ağlayan?
Az da olsa garipleri kollayan,
Hain pek çok, artık bunlar pek ayan,
“Aşka” düşman meyilleri güldürür.
İzmit
16.03.2014
Esintiler o külleri güldürür,
Ninem der ki, soğan aşı pek kârlı,
Kaşık tutan nur elleri güldürür.
Otururuz tencerenin başına,
Tahta kaşık dalar soğan aşına,
Ninem mutlu, koştururken işine,
Ahşap evde, temelleri güldürür.
Sofra kalkar millet bağa gitmeli,
Herkes der ki bugün işler bitmeli
Çoluk çocuk biraz yardım etmeli,
Alın teri, emelleri güldürür.
Büyük-küçük akşam eve döneriz,
Her birimiz bir köşeye sineriz,
Yorgun-argın yine sohbet deneriz,
Bu halimiz tüm dilleri güldürür.
Aç kalsak da üşüsek de mutluyduk
Bilirdik ki aynı Rabb’in kuluyduk,
Başkasına ne çok gözü suluyduk,
O gözyaşı gönülleri güldürür.
Şimdi var mı başkasına ağlayan?
Az da olsa garipleri kollayan,
Hain pek çok, artık bunlar pek ayan,
“Aşka” düşman meyilleri güldürür.
İzmit
16.03.2014
15 Mart 2014 Cumartesi
Kervan Gitmiş
Yolculuk bu, dile kolay hikâye,
Hissiyatı akla rehber etmişim,
Vasıtalar olmamalı tek gaye,
Menzilleri hep muteber etmişim.
Kervan göçmüş hiç haberim olmadı,
Herkes gitti enis yoldaş kalmadı,
Ufka düşen, güneşten nur almadı,
Nur ve narı, çok beraber etmişim.
Kimse yok mu diye tuttum seslendim,
Cevapsız bir, sessizliğe yaslandım,
Dosttan oldum garip kaldım hislendim,
Yalnızlığı ben seferber etmişim.
Kimsesizim herkes bundan habersiz,
“Adam sende” demeyişim pek yersiz,
Ahbap mı var, çünkü kürküm değersiz,
Postu dosta tam emirber etmişim.
Başka yoldan, başka kervan erişti,
Benim ile meraklılar görüştü,
Ağır dengin taşınması bir işti,
Şimdi yükü misk-i amber etmişim.
İzmit
15.03.2014
Hissiyatı akla rehber etmişim,
Vasıtalar olmamalı tek gaye,
Menzilleri hep muteber etmişim.
Kervan göçmüş hiç haberim olmadı,
Herkes gitti enis yoldaş kalmadı,
Ufka düşen, güneşten nur almadı,
Nur ve narı, çok beraber etmişim.
Kimse yok mu diye tuttum seslendim,
Cevapsız bir, sessizliğe yaslandım,
Dosttan oldum garip kaldım hislendim,
Yalnızlığı ben seferber etmişim.
Kimsesizim herkes bundan habersiz,
“Adam sende” demeyişim pek yersiz,
Ahbap mı var, çünkü kürküm değersiz,
Postu dosta tam emirber etmişim.
Başka yoldan, başka kervan erişti,
Benim ile meraklılar görüştü,
Ağır dengin taşınması bir işti,
Şimdi yükü misk-i amber etmişim.
İzmit
15.03.2014
11 Mart 2014 Salı
Hükümdarım
Ref’ine çalıştım, hüznün ve derdin,
Yorulmuş bir hale, giriftarım ben,
Bana sen bu derdi; hak ettin derdin,
Yeter ki sen söyle, taraftarım ben.
İsyanım olmadı, benimdi bu dert,
Çilesi-acısı olsa da pek sert,
Sana hiç, kızmadım demedim namert,
Sevdanın hıfzına, silahtarım ben.
Tüm suçlar bendedir, değil ki sende,
Kendine bu derdi, dert etmesen de,
Ölümsüz cennete, çekip gitsen de,
Kalbimde kabrine türbedarım ben.
Hayaller kasrının sultanı oldum,
Acılar tahtına şöyle kuruldum,
Hatıra burcunda albümü buldum,
Bayrakta resmine, alemdarım ben.
Bir sultan olmuşum taç ve tahtıma,
Hiç kimse yükselmez benim katıma,
Fermanlar benimdir sundum bahtıma,
Kendine hükmeden hükümdarım ben.
İzmit
10.03.2014
Yorulmuş bir hale, giriftarım ben,
Bana sen bu derdi; hak ettin derdin,
Yeter ki sen söyle, taraftarım ben.
İsyanım olmadı, benimdi bu dert,
Çilesi-acısı olsa da pek sert,
Sana hiç, kızmadım demedim namert,
Sevdanın hıfzına, silahtarım ben.
Tüm suçlar bendedir, değil ki sende,
Kendine bu derdi, dert etmesen de,
Ölümsüz cennete, çekip gitsen de,
Kalbimde kabrine türbedarım ben.
Hayaller kasrının sultanı oldum,
Acılar tahtına şöyle kuruldum,
Hatıra burcunda albümü buldum,
Bayrakta resmine, alemdarım ben.
Bir sultan olmuşum taç ve tahtıma,
Hiç kimse yükselmez benim katıma,
Fermanlar benimdir sundum bahtıma,
Kendine hükmeden hükümdarım ben.
İzmit
10.03.2014
Didişenler
Vezirler dizilmiş, ortada sultan,
Aynada topluca, bizleri gördüm,
Kandıran olur mu, ya da yanıltan,
Bakışı gizleyen, gözleri gördüm.
Çamur at tutmazsa izleri kalsın,
İster ki; tenkitle tam puan alsın,
Kendisi ne yapmış faydası olsun?
Zararda çalınan, sazları gördüm.
Eskiden tevarüs etmiş de gelmiş,
Diyorlar tüm haklar böyle düzelmiş,
Bu ithal malının neyi güzelmiş?
Cevabı olmayan sözleri gördüm.
Doğruyu diyenler, ikna edemez,
Hem ikna olanlar haklıdır demez,
Tüm millet gidiyor kendi gidemez,
Dermanı kesilmiş dizleri gördüm.
Merdiven çıkarken zevat inişte,
Çok komik görünür terste gidişte,
Birinde bir kabak misal bu işte,
Basamak atlayan kazları gördüm.
Yeter ki açık tut manevi yolu,
Parmağı yalarım sen yala balı,
Vallahi razıyım götürsen malı,
Diyerek gülüşen, yüzleri gördüm.
İzmit
08.03.2014
Aynada topluca, bizleri gördüm,
Kandıran olur mu, ya da yanıltan,
Bakışı gizleyen, gözleri gördüm.
Çamur at tutmazsa izleri kalsın,
İster ki; tenkitle tam puan alsın,
Kendisi ne yapmış faydası olsun?
Zararda çalınan, sazları gördüm.
Eskiden tevarüs etmiş de gelmiş,
Diyorlar tüm haklar böyle düzelmiş,
Bu ithal malının neyi güzelmiş?
Cevabı olmayan sözleri gördüm.
Doğruyu diyenler, ikna edemez,
Hem ikna olanlar haklıdır demez,
Tüm millet gidiyor kendi gidemez,
Dermanı kesilmiş dizleri gördüm.
Merdiven çıkarken zevat inişte,
Çok komik görünür terste gidişte,
Birinde bir kabak misal bu işte,
Basamak atlayan kazları gördüm.
Yeter ki açık tut manevi yolu,
Parmağı yalarım sen yala balı,
Vallahi razıyım götürsen malı,
Diyerek gülüşen, yüzleri gördüm.
İzmit
08.03.2014
7 Mart 2014 Cuma
Eski Bir Aşık
Aydınlık şehirde karanlık hane,
Gündüze perdeyi çekmiş gibidir,
Gözünde marazı, belki bahane,
Derdini geceye ekmiş gibidir.
Tan yeri ağarır, ufukta sürur,
Ne gece ne gündüz evinde durur,
Kararan efkârı kalbini vurur,
Acıyı içine dökmüş gibidir.
Kendini bırakmış, vücudu halsiz,
Perdeler kapalı ışık mecalsiz,
Dört duvar arası menfezi yolsuz,
Kapıyı-bacayı sökmüş gibidir.
O kimi-kimsesi kalmamış garip,
Bir lokma rızkını kuşlara verip,
Dünyaya kahredip yüzün çevirip,
Acısı ayyuka çıkmış gibidir.
Gözlerde gözyaşı kurumuş gitmiş,
Seneler tükenmiş yaş olmuş yetmiş,
Eski bir maşuku bu harap etmiş,
O yüzden boynunu bükmüş gibidir.
Ey âşık; aşkını, faniye verdin,
Veren’e verseydin doğru ederdin,
Bundandır tahkirle azaba erdin,
Cezası yüreğe çökmüş gibidir.
İzmit
05.03.2014
Gündüze perdeyi çekmiş gibidir,
Gözünde marazı, belki bahane,
Derdini geceye ekmiş gibidir.
Tan yeri ağarır, ufukta sürur,
Ne gece ne gündüz evinde durur,
Kararan efkârı kalbini vurur,
Acıyı içine dökmüş gibidir.
Kendini bırakmış, vücudu halsiz,
Perdeler kapalı ışık mecalsiz,
Dört duvar arası menfezi yolsuz,
Kapıyı-bacayı sökmüş gibidir.
O kimi-kimsesi kalmamış garip,
Bir lokma rızkını kuşlara verip,
Dünyaya kahredip yüzün çevirip,
Acısı ayyuka çıkmış gibidir.
Gözlerde gözyaşı kurumuş gitmiş,
Seneler tükenmiş yaş olmuş yetmiş,
Eski bir maşuku bu harap etmiş,
O yüzden boynunu bükmüş gibidir.
Ey âşık; aşkını, faniye verdin,
Veren’e verseydin doğru ederdin,
Bundandır tahkirle azaba erdin,
Cezası yüreğe çökmüş gibidir.
İzmit
05.03.2014
Sonsuz Pırıltı
Sonsuzu, vahdet’te bir bütün bilip,
Zihnini o yöne açıver hele,
İçi can, dışı et hiç yoktan gelip,
Vazgeçmek istersen, göçüver hele.
Görülen her nesne, baş başa vermiş,
Her biri tek dille vahdete ermiş,
O kalp ki; aklına şöyle önermiş;
Şeytanlık hissini biçiver hele.
Karanlık kalır mı bu aydınlıkta?
Yansıyan görünür bütün varlıkta,
Güneşin izi var her bir parlakta,
Ayna ol nurunu içiver hele.
“Sanatkâr” görünür bütün sanatta,
Sen tut da dünyayı boşluğa at’ta,
Ne canlı oluşur ne cansız hâtta,
Bir kucak yıldızı saçıver hele.
Var olan ne varsa hatası yokmuş,
Ustası istemiş bu hale sokmuş,
Ruhlar ki üflenen, kutsi solukmuş,
Ervahtan ruhunu seçiver hele.
Her iki cihanda mutluluk yolu,
Hayatın her anı, dolu ve dolu,
İmana-İslâma, bu iki kolu,
Kanat yap, sonsuza uçuver hele.
İzmit
01.03.2014
Zihnini o yöne açıver hele,
İçi can, dışı et hiç yoktan gelip,
Vazgeçmek istersen, göçüver hele.
Görülen her nesne, baş başa vermiş,
Her biri tek dille vahdete ermiş,
O kalp ki; aklına şöyle önermiş;
Şeytanlık hissini biçiver hele.
Karanlık kalır mı bu aydınlıkta?
Yansıyan görünür bütün varlıkta,
Güneşin izi var her bir parlakta,
Ayna ol nurunu içiver hele.
“Sanatkâr” görünür bütün sanatta,
Sen tut da dünyayı boşluğa at’ta,
Ne canlı oluşur ne cansız hâtta,
Bir kucak yıldızı saçıver hele.
Var olan ne varsa hatası yokmuş,
Ustası istemiş bu hale sokmuş,
Ruhlar ki üflenen, kutsi solukmuş,
Ervahtan ruhunu seçiver hele.
Her iki cihanda mutluluk yolu,
Hayatın her anı, dolu ve dolu,
İmana-İslâma, bu iki kolu,
Kanat yap, sonsuza uçuver hele.
İzmit
01.03.2014
1 Mart 2014 Cumartesi
Kurtulsun Millet
Gerçekler çırpınır, bilinmek ister,
Derler ki öğrensin, kurtulsun millet,
Kötüler boş durmaz önlemek ister,
İçinde değilse, mahvolsun millet.
Doğrular konuşur hakkını verir,
Yanlışta kalana içleri erir,
Ahmaklar ahmağı örnek gösterir,
Derler ki; bana ne, kahrolsun millet.
İyiler toplansa, hep birlik olsa,
İçinden birisi kötü nam salsa,
İnsandır olur ya, biraz yanılsa,
Derler ki çok ayıp, aşk olsun millet.
Hâsılı bir kötü, on köyü birden,
Rahatsız ediyor malum kibirden,
Zanneder kendisi, arınmış kirden,
İster ki fikrine katılsın millet.
Kendini zanneder insan iyisi,
Bu millet insan mı yoksa dayısı,
Belki der eşektir ben de seyisi,
Tımarsız kalsın da, kaybolsun millet.
Milleti sevmeye bir himmet gerek,
En küçük ferdine binlerce yürek,
Feda et hepsini ver kürek- kürek,
Böylece sevgiyle, doğrulsun millet.
İzmit
27.02.2014
Derler ki öğrensin, kurtulsun millet,
Kötüler boş durmaz önlemek ister,
İçinde değilse, mahvolsun millet.
Doğrular konuşur hakkını verir,
Yanlışta kalana içleri erir,
Ahmaklar ahmağı örnek gösterir,
Derler ki; bana ne, kahrolsun millet.
İyiler toplansa, hep birlik olsa,
İçinden birisi kötü nam salsa,
İnsandır olur ya, biraz yanılsa,
Derler ki çok ayıp, aşk olsun millet.
Hâsılı bir kötü, on köyü birden,
Rahatsız ediyor malum kibirden,
Zanneder kendisi, arınmış kirden,
İster ki fikrine katılsın millet.
Kendini zanneder insan iyisi,
Bu millet insan mı yoksa dayısı,
Belki der eşektir ben de seyisi,
Tımarsız kalsın da, kaybolsun millet.
Milleti sevmeye bir himmet gerek,
En küçük ferdine binlerce yürek,
Feda et hepsini ver kürek- kürek,
Böylece sevgiyle, doğrulsun millet.
İzmit
27.02.2014
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)