29 Temmuz 2014 Salı

İstismar

Kim miş o dinini istismar eden?
Gördün mü kendisi, yaptı bu sefer,
Mescidi câmiyi tarumar eden,
Dindar bir adamı kaptı bu sefer.

Değişmiş o eski, siyasetiniz,
Galiba mahvoldu, ferasetiniz,
Ne oldu sizlere böyle ettiniz?
Diyecek; cinniler çarptı bu sefer.

Partimiz diyordu hemen kerkesin,
Değiştik baksana kararlar kesin,
Ne oldu ey seçmen kesildi sesin?
Cehape yolundan saptı bu sefer.

Olsa da en güzel hatta mükemmel,
Yeni bir anlayış yeni bir temel,
Şimdiki yapılan daha da Ekmel,
Bakarsan, özünden koptu bu sefer.

İzmit
28.07.2014

                 Bedri Tahir Adaklı

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Elleri Bağlılar

Çaresiz kalışın ağrısı tutmuş,
Ölümün yolları, açılmış sana,
Birisi birinin elini tutmuş,
İntikam yemini içilmiş sana.

Tek suçun, bir mü’min olmakmış senin,
Malum ya, yanlışlık, ısrar edenin,
Kanını içmeye koşup gelenin,
Küstahça nefreti saçılmış sana.

Her canlı ölümü, tadacak diye,
Okunan fermanı sana hediye,
İslama düşmanlık acaba niye?
Uyduruk deliller serilmiş sana.

Uğruna öldüğün dava adına,
Şehadet şerbeti ermiş tadına,
Çıkmışsın makamın yüce katına,
Kefenden hulleler biçilmiş sana.,

Kan revan içinde olmuş yeryüzü,
Herkesce malumdur kahpenin izi,
İşittik kaderin dediği sözü,
Devlet-i âliye verilmiş sana.

Çünkü sen zavallı, güçsüz birisin,
Bir takım hislerin tatmin yerisin,
Sen ölmüş olsan da, hala dirisin,
Makam-ı şahadet sunulmuş sana.

İzmit
24.07.2014

               Bedri Tahir Adaklı

22 Temmuz 2014 Salı

Baharın Aşkı

Milyonlar çiçeği, toplayın hemen,
Serin de semaya yayılıp gitsin,
Burçları baharla kaplayın hemen,
Bir kısmı güneşe, katılıp gitsin.

Hatta o; çiçekler, dipdiri kalıp,
Melekler onlardan, sevgiyi alıp,
Yeryüzü üstünde, insana salıp,
Kalplere muhabbet, çakılıp gitsin.

Bahardan öğrensek aşkı sevdayı,
Derinden derine sessiz nidayı,
Duyursun kalpdeki, ulvi sedayı,
Bir küpe olsun da takılıp gitsin.

Nedir bu nefretle kin ve adavet?
Kâr etmez sözlerle, yaptığı davet,
Gökteki bahardan, sonsuz sehavet,
Yağsın da yerlere, serilip gitsin.

Bir lokma bir hırka neden yetmemiş?
Bu serkeş nefiste istek bitmemiş,
Dünyalar dünyayı tatmin etmemiş,
Hak meta değil ki satılıp gitsin?

Kimde o, letafet, kimde incelik?
Eskiden aşk derdik tam bir hecelik,
Şimdiki aşka bak, birkaç gecelik,
Böyle aşk o kalpten, sökülüp gitsin.

İzmit
19.07.2014

               Bedri Tahir Adaklı

16 Temmuz 2014 Çarşamba

İŞÂRET

Yanımda başladı hüznü akşamın,
Dağlara yöneldi, gidişi birden,
Yeniden doğarsa izni yaşamın,
Haz verir günlerin kalışı birden.

Kolları açarken ufuk güneşe,
Bir veda hissiyle başlıyor işe,
İftirak sonucu olur mu neş’e?
Kaybolur gündüzün gülüşü birden.

Bir yerde biterken bir yerde başlar,
Oynamış olsa da yerinden taşlar,
İnişin dönüşü olur yokuşlar,
Hayattır hayatın ölüşü birden.

İnişte sapmayıp sağa ve sola,
Elimde olmadan gittiğim yola,
Hangisi gurbettir hangisi sıla,
Duyurur haberi salışı birden.

Ruhlarda başlarken firak yâresi,
Bir başka âlemde vardır çâresi,
İnşaat halinde yeni hânesi,
Gözüyle görecek, oluşu birden.

İçimde seslerim, inleyip durur,
Ebed i hayat der kafama vurur,
Vicdanlar, o yana haber savurur,
Sılayı gösterir gelişi birden.

İzmit
15.07.2014

               Bedri Tahir Adaklı

15 Temmuz 2014 Salı

Geçmiş ve Gelecek

Geçmişe; vakitler akarak gitmiş,
Gelecek gelmedi, o da elde yok,
Gelen de giden de iftirak etmiş,
Yıkılıp gitmeyen hiçbir belde yok.

Her iki cenahın arası çok dar,
Görünen hayatsa işte bu kadar,
Türbeyi bekleyen merhum türbedar,
Başınız sağolsun o da ilde yok.

Daracık odada, pek geniş ömür,
Duvarlar aynaysa nura bürünür,
Bir insan bir oda binler görünür,
Esasta biri var, o da külde yok.

İç-içe aynalar meydan bir yerde
Sandım ki yer geniş duvar ilerde
Çarpınca anladım kafam içerde,
Yok olan, çoksa da, o da halde yok.

Ben ise zamanı, pek geniş sandım,
Gelecek gelmeden ona inandım,
Geçmişe akıpta gidene yandım,
Akışa bak hele, koca Nil’de yok.

Maziye baktım ki, büyük bir kabir,
O kadar ölen çok, sayılmaz bir-bir,
Bunları düşünüp etmeyen kibir,
Bende yok dese de, o da dilde yok.

İşte bu, zaman ki önemli konu,
İş-işten geçti de anladım onu,
Biliriz bu işin malumdur sonu,
Öyle bir akar ki, o da selde yok.

İzmit
13.07.2014

               Bedri Tahir Adaklı

6 Temmuz 2014 Pazar

Tenkit



Bir yanlış ve suç görsen birinde,
Adam ol engelle göreyim seni,
Yoksa sus karışma, otur yerinde,
İkna et hoş dille göreyim seni.

Adamın ceddini ederken kalay,
Bu şekil sataşsan çıkmaz mı olay?
Hele bir iftira daha da kolay,
İspat et delille göreyim seni.

Kolay mı kardeşim dörtdörtlük olmak?
Bozulmuş milletten bir iyi bulmak,
Dürüstüm diyorsan işe koyulmak,
Sen sarıl dört elle göreyim seni.

O mevcut aklından ver biraz akıl,
Kendini temsilen bulup bir vekil,
Sonra sen görünme aradan çekil,
Haberleş bir telle göreyim seni.

Sen boş ver aldırma çıkar da biri,
Hünerde seni de bırakır geri,
Sonunda temizler o kirli yeri,
Bu sözü tut belle göreyim seni.

Halep oradaysa arşın burada,
Atıp da tuttuğun ne var sırada?
Sonunda söylettin beni burada,
Mangalı az yelle göreyim seni.

İstanbul
02.07.2014


               Bedri Tahir Adaklı

Hedef

                 Hedef

Hedeflerde umut saklıdır,
Barut kokulu dumanlar arasında
Ve hatta..!
En derin denizlerin bile derin yerinde
Bir avuç kum içinde
Bir tek kuru kum saklıdır
İşte umut budur
Hedef de budur.

Pabuçların ve avuçların patlasın isterse
Dörtnala gideceksin bu yolda,
Sana mani olanlar olacaktır
Aldırmayacaksın
Belki de bunlar hakkı bilmeyen haklılardır,
Cehalette haklıdır,
Kimbilir içinde neler saklıdır?

Bir ferah bir fereç mi yoksa
Esbaba tevessül edeceksin
Tükendiği yerde tevekkül edeceksin.

Ama yine umut karşında olacak
Başkaları için çırpınacaksın
Gayen bu olacak ve bu yolda öleceksin
İşte böyle ölenler
Mutlu ölenlerdir
Hatta ölürken gülenlerdir.

Kimin himmeti milleti ise
O tek başına bir millettir
Demeyi bileceksin
Akıl vermeyeceksin kendini vereceksin
Canını vereceksin
Bunu kendine emredeceksin.

O zaman;
Umudu ve hedefi göreceksin
Cenneti göreceksin
Ve öyle öleceksin.

İzmit
29.06.2014

               Bedri Tahir Adaklı