20 Kasım 2018 Salı

Kara Türküler

Bazen deryalarda boğulur kalpler
Zonklamalar sayılır zaman-zaman
Ama boşunadır sessizliğin gürültüleri
İlerde ölümün duvarlarına yaslanacaktır ömür
Zevalin kara türküleri
Bitmeyen dertleri anlatılacaktır

Kim kime üzülmüştür ki kendi derdinden
Gözyaşları dermandır derdine
Dert denenmiyor çünkü
Tıpkı ölüm gibidir üzüntüler
Yok olmayı yok etmedikçe var olamıyorsunuz
Hani insan hodgamca kendini sever ya
Öyle de nefes almayı da sever gülerek

Acısı olanlar başkasını unutur
Dertleri olanların unutulması gibi
İnsan sadece kendini ve hayatını seviyor
Sonra umutlarını
Sonra muhtemelen sevmeyi seviyor

Firak hüzündür
Dertli olmaktır zaten
Onun için âşıklar ağlamıştır hep
Tüm sevenler gibi
Bitmeyen dertlerde
Zevalin kara türküleri gibi

13.11.2018

                 Bedri Tahir Adaklı

15 Kasım 2018 Perşembe

EVHAM

Bazen ben suskunumdur daha çok geceleri
Yalnız mıyım acaba bir türlü anlamadım
Hayal kursam gelirler dostlardan niceleri
Bu ahvale Hak neder bir türlü anlamadım

Daha çok iki kişi oluverir içimde
Tartışırlar ikisi düşmanca bir biçimde
Bunlardan hangi haklı kararsızım seçimde
Neden ruhum gam eder bir türlü anlamadım

Biri kalkıp giderken, muhalif oturtmakta
Biri hakkı söylerken diğeri ayartmakta
Biri nurlar yağdırır öbürü karartmakta
Bunlar neden zıt gider bir türlü anlamadım

Şu kafada bin tilki çirit atar dolaşır
İçime rink kurulmuş şeytan-melek dalaşır
İyi bir ahlak olsa belki nefsim alışır
Ben miyim ki derbeder bir türlü anlamadım

Meğer şeytan kalpteki lümmesinden seslenmiş
Aslında hata benim kuruntumdan beslenmiş
Şeytan fırsat bulunca bu mevhuma yaslanmış
Boşuna mı bu keder bir türlü anlamadım.

14.11.2018

                 Bedri Tahir Adaklı

8 Kasım 2018 Perşembe

Göklerin Verası

Binlerce düşünceye şekil verdi dimağım
Sonra çekti çevirdi, gösterildi durağım
Akıl-hayal beraber merakla kanatlandı
Göklerin katlarında basamaklar katlandı

Yokluk birden sıkıştı zahir oldu imkanat
Uçsun diye takıldı cisimlere çift kanat
Yokluğun sayfasına çizilmişti evsafı
Birliği gördüm ama çözemem ihtilafı

Birden bire hayretle şaşırttı sonsuz meydan
Bilinmeyen sualin yönü çizildi Hay’dan
Gökler artık kalpleri içine alıverdi
Herkes sahip çıkınca herkesin oluverdi

Cevelan eden akıl göğe vardı pek ani
Bir varlık diğerine olmamıştı pek mani
Zıtların birliğinde görülürken o vahdet
Ol Emrin cilvesinde zuhura erdi şiddet

Dönüyor cümle ecram ne dinlenir ne durur
Başıboş olsa âlem başını taşa vurur
Bir yerde başlatan var bir yerde bitirecek
Herşey O’nun değil mi? Sonunda eritecek

15.10.2018
                 Bedri Tahir Adaklı

Sözler ve Gözler

Zaman çarklarının dişlileri gün yüzüne çıkmış
Güneşi görüp gülüyorlardı arada bir
Bütün gözler biraraya gelmişlerdi toplanıp
Kalp atışlarını seyrediyorlardı alık-alık

Dönüşü olmayan gidişlerdi bunlar
Birbirinin yardımına koşsa da
Bulutlar birer gölge olsa da bir defalık
Kimi cefa kimi sefalıktı

Adamlar adam olamamıştı bir türlü
Olanlar ise çarkların dişlileri arasına sıkışanlardı
Bütün gözler beraber yaşarırdı bazen
Ve artık yürekler sele kapılacak gibi olurdu

Gökler hayal edilse de yıldız-yıldız
Çarklar bildiğini okuyorlardı adam gibi
Bu kadar göz bolluğu içinde olsa bile kalpler
Yine usanmamış ve yine göz diye yalvarmışlardı

Aslında herşey bir birinin aynıydı
Çarkların dönüşü gibi hep
Eller ayaklar ağızlar ve gözler
Ne yazık ki sözler gözlerin gayrıydı.

11.10.2018

                  Bedri Tahir Adaklı

8 Ekim 2018 Pazartesi

Meçhul Hedef

Belirli ömürle verilen zaman
Meçhule yönelip yürüdük işte
Bacalar tutuştu savrulur duman
Tüterken gövdeyi sürüdük işte.

Binlerce hissiyat içimiz dolu
Gelişsin isteriz böyledir yolu
Her bir his şu kalbin eliyle kolu
Vücutla hisleri bürüdük işte.

Emanet verilmiş bu vücut bize
Tenbellik döşeği sermiştik düze
Huzursuz edenler getirdi dize
Acıyla kavrulduk eridik işte.

Hislerden bir his var korkudur adı
Onunla bilinir hayatın tadı
Canlara dokunmaz bakarken dadı
Büyüttü büyürken koruduk işte.

Eskiden ne yokuş ne tepe derdik
Uzun yol demezdik teper giderdik
O cevval hal gitti sanki geberdik
Yaşlandık tükendik faridik işte.

07.10.2018

                  Bedri Tahir Adaklı

25 Eylül 2018 Salı

Haklıymış Güya



Hukuktan bahseder kendisi suçlu
Kim demiş haksızım duyan var mı hiç
Değnekte necis var her iki uçlu
Ruhsatsız lokmaya doyan var mı hiç

Bakma sen dürüstmüş atışlar serbest
Dostu kazıklarken keyifler sermest
Çok gördüm zaptiye etmişti derdest
Haberci zatlardan beyan var mı hiç

Kimseler dememiş yoğurdum ekşi
Fazilet furuşluk bunların işi
Başka bir ülkede görülmez eşi
Gevurdan ders alıp uyan var mı hiç

Tenkit çok kolay ya konuşur işte
Kendisi dürüstmüş dış görünüşte
İçinden pazarlık yapar yarışta
Kalbimi aç da bak diyen var mı hiç

Aslında edebin yeri değişti
Fenlerde ecnebi öyle gelişti
Bizdeki dönekler ondan yılıştı
Taklitçi olmaktan cayan var mı hiç

Neler var aslında bu can yurdumda
Bir manga yutmuştu tam bir yudumda
Çıkarken burçlara bir kaç adımda
Saplanmış okları sayan var mı hiç

Böyleydi milletim dürüsttü hem de
Fazilet feragat milyon dedemde
Giderken ukbaya meçhul o demde
Görürsün o zaman tüyen var mı hiç

22.09.2018
                 Bedri Tahir Adaklı

Sırr-ı Teklif



Yerlere-göklere bir teklifti bu
Hem gökler hem de yer çekinmiş oldu
Sadece ilk harfti bir elifti bu
Kâtibin ilminde okunmuş oldu

Bir teklif sırrıyla eşyaya dönük
Mevcudat ne bilsin arzusu sönük
Ne his var ne akıl tamamen donuk
Atalet yüzüyle sakınmış oldu

Sadece beşerdi rıza gösteren
Cennet hoş diyerek göze kestiren
Bilmeyiz nefis mi kalp mi bastıran
İnsanî bir tavır takınmış oldu

Bir yanda şeyatin bir yanda melek
İyi ve kötüyü ayırır elek
Cehennem istenmez cennettir dilek
Ümitle insanlar bakınmış oldu

Benim de hissemmiş ağırca bir yük
Diyordum bu teklif ne kadar büyük
Dalgalı deryada batacak kayık
Nefsim de korkuyla yakınmış oldu.

21.09.2018
                 Bedri Tahir Adaklı

11 Eylül 2018 Salı

Neler Oluyor



Akan bir nehir mi zaman mı yoksa
Nereden nereye geldik arkadaş
Göklere yükselen duman mı yoksa
Galiba ateşe daldık arkadaş

Çok şeyler söylendi gökler inledi
Hameset türküyü herkes dinledi
Sopayı sert vurdu davul gümledi
Zurnayı yalnız biz çaldık arkadaş

Haksızlık hak olmuş vurgunu caba
Çuvalı dolduran kim miş acaba
Sap ile samanı atıyor yaba
Savrulan harmanda kaldık arkadaş

Heba mı oldu ki bu kadar gayret
Olana-bitene kim etmez hayret
Anbarın boş ise hele bir seyret
O zaman saçları yolduk arkadaş

Bize mal dediler koyun dediler
Yandaşın mal verdi doyun dediler
Bu olup bitene oyun dediler
Öyleyse mahvolduk öldük arkadaş

Pek çok şey gizlendi bilmeyiz gayri
Kurusu ve yaşı değil ki ayrı
Sanırım bu işin değişti seyri
Öyleyse papazı bulduk arkadaş.

10.09.2018
                   Bedri Tahir Adaklı

29 Ağustos 2018 Çarşamba

Gösteren Var



Mutlaka gelecek kısmetim malım
Yerlere nimeti seren görterir
Ömrümün gereği hizmetim yolum
Yolları başıma saran gösterir.

Bir gece bir gündüz hayatın çarkı
Eviririp çevirir garbıyla şarkı
Nedense hiç gelmez aklıma korku
Hayatı hıfziçin veren gösterir

Dünyamız mezradır bitkisi caba
Ektirir biçtirir vererek çaba
Gıdası ve tadı nasıl acaba
Tatlıyla tuzluyu karan gösterir

Ne ister bizlerden kardeşten eşten
Yüzlere iki göz taktı beleşten
Görmeyen pişmandır belki gelişten
Ne görür o gözler Gören gösterir.

Çilenin acının geldiği yeri
Sorarız dimağda ileri geri
Olur mu tesadüf “yok elin körü”
Oku bak herşeyi Kur’an gösterir.

28.08.2018
                 Bedri Tahir Adaklı