26 Nisan 2015 Pazar

NÜVEDEKİ HEVES


Yokluğa emir ile ok atıldı bir yaydan
Habibinin “nurunu” çekirdek olsun dedi
Ezeli ve ebedi kudretinden her meydan
Varlığı ağac edip, meyveyle dolsun dedi.

Çekirdeğe fihriste muhabbet hevesini
Tuttu ona zerk etti hayatın nüvesini
Ağaçtan maksut olan en güzel meyvesini
Tatlanıp kemal bulsun dersini alsın dedi.

Var edildi O Nur ki, “Ol” emri kararından
Varlıklar kurtarıldı yokluğun zararından
Cıhanın sevinmesi var oluş yararından
Şuurlu canlılara “nâmını salsın” dedi.

Varlıklardan en güzel insanmış yaratılan
İnsanın güzeli var, kitapta anlatılan
Sonundaki halkaya altın olup katılan
O zincire; Resûlü bağlayıp kalsın dedi.

Daha nice âlemler, hatta Hak ebed yurdu
Risâlet sebebini kitaplarda buyurdu
Ruhlar tekrar bedene döner diye duyurdu
Dirilen âşıklara maşuku bulsun dedi.

25.04.2015

               Bedri Tahir Adaklı

Parmaksız Eller


Rüyaları kim karıştırdı kirli ellerle
Gölgesiz ışıkların kucağındaydı çocukluk
Tıpış-tıpış gecelerde..

Günler yılları takip etmişti adım-adım
Zamanları biriktirmiştik kumbarasız
Tek kazanç namusun namussuz lekeleriydi
Kimseyi teselli etmemişti harcadıklarımız.

Deryalar araya girmişti akıntılarla
Geçemezdik karşıya köprüsüz salsız
Böylesine bağırmak, avazdan sınırlara
Korkuluk diye çakılan kazıklar dalsız.

Boğaz boğaza gelenleri
Diz çöktürdü sendeki şecaat
Alkışlar boşunaydı çünkü netice fecaat.

Bir ömür boyu biriksin tükrüklerin
Bir defada tükür gitsin gizlilikler yüzüne
Yüzsüzlükle yüz-yüze gelsin.

Hayata abartısız hasbilikte güzelsin
Ama sırtından vurulmuş kimselerin
Yüzük taktığı parmaksız elsin
Elbette bir ömre bedelsin.

Nihayet, hürriyet göründü ufukta
Ayak parmaklarının üzerinde
Yıldızlara yükselsin gayretle dikilsin ülkün
Çünkü aylar ve yıldızlar
Senin vazgeçilmez mülkün.

18.04.2015
               Bedri Tahir Adaklı

18 Nisan 2015 Cumartesi

KAN ÇANAKLARI


Ayaklar altında kalmasın ezilmişlik
Ta göklerden yere kadar
İdealler iniyor yuvasından ümitle
Kahkahalar acıya kafa tutsun diye

Göz-göz olmuş kan çanakları
Kaç defa düştün ki tuzağına hüznün
Her yerin delik deşik

Matem miydi vücudundan akan
Bakanlar uyuyor  muydu bakarken
Belki de çığlıkları ezen ayak sesleriydi
Bir bez parçasıyla sildikleri kan
Belki de kan içen çıkarlar askeriydi

Onlar yeryüzü düzelsin istediler
Çukurlar dolsun dediler
Her biri, bir candı atılan

Konuşun kanlı doğrular konuşun
Kesilsin atılan kurşundan hainler
Zaten kalpler ruhlar ve mallar talan.

Ne geçti eline zulüm?
Sen değil misin mazlumun kanında boğulan?

Önemsiz sandığın gökler karardı
Karanlıklar ardında
O ve sen beraber müsavi oldunuz
Ama şimdi ezilmişliğe can yetişti
Pürüzleri pürüzsüz buldunuz
Acılar böylece yer değişti.

15.04.2014

                 Bedri Tahir Adaklı

12 Nisan 2015 Pazar

KÖR DÖĞÜŞÜ


Kör döğüşü sille-tokat gidiyor
Vursa bile vurduğu yer mor değil
Bağrış-çağrış kime hitap ediyor
Söz ateşli ama kızıl kor değil.

Güzel sözle teskin edin ayırın
Masum varsa hiç olmazsa kayırın
Haksızları adalete duyurun
Ceza için cadde-sokak yer değil.

Hükümdarın hükmetmesi halinde
Güzel olsun hemen her söz dilinde
Taca-tahta bakmak için gelin de
Hiddet için sarayları dar değil.

Devir zorba, sultan zorba, halk zorba
Sultan et yer, ama garip hep çorba
İfrat-tefrit hususunda bir darbe
Yaptık derler, ama millet kör değil.

Kent içinde kavga dövüş çâre mi?
Geçimsizlik sızlatıyor yâremi
Geziciler harap etti mahremi
Yıktıkları kâfir şehre sur değil.

Yukarıdan baskı olsa aşağı
İsyan eder kızdırmayın uşağı
Aman dikkat geçecekler eşiği
Engel olun durdurması zor değil.

Reyler için yola çıktı bir sandık
Siyâsice çekişmekden usandık
Seçimi biz, şura dedik yol sandık
Buna rağmen bu iş bize yar değil.

Devlet olun baba olun hak olun
Hukukullah devasıdır her yolun
Taş yağmasın aman bundan ders alın
Yağmur değil dolu değil kar değil,

08.04.2015

               Bedri Tahir Adaklı

8 Nisan 2015 Çarşamba

KÖYDEN KENTE


Yıldızlar temizdi çimenler temiz
Yatarak göklere bakardık evlat
Dereler berraktı pınarlar temiz
Üstüne kapanır içerdik evlat

Birlikte çalışır çabalar zevat
Rızkımız somunla biraz zerzevat
İşleri yaparken dilde selavat
Bu hisle mahsulü biçerdik evlat

Bereket olurdu tarla tapanda
Yağmuru hazırlar bulut tepende
Maharet olmaz mı vursan çapanda
Fideyi toprağa dikerdik evlat.

Bulunmaz bu hayat paşada beyde
Gözümüz olmazdı müskirde meyde
Yememiz içmemiz ne varsa köyde
Sofrayı herkese açardık evlat.

Sizlere uyduk da bu şehre geldik
Kanaat kayboldu cüzdanı deldik
Çok kimse var ama biz yalnız kaldık
Bilseydik gelmezdik kaçardık evlat.

Nereye bakmışsak beton duvarlar
Gözümde tütüyor köyde davarlar
Bakarsın belki de bizi kovarlar
Desen ki dönelim uçardık evlat.

04.04.2015

                Bedri Tahir Adaklı

4 Nisan 2015 Cumartesi

SEHER VAKTİ ÇARŞISI


Seher vakti alış veriş yerine
Sevgi verip sevgi alan kul gelir
Nakdi peşin verse bile birine
Almasa da almış gibi bol gelir.

Her açılmış ele geçen sevgiden
Kendileri emin olur kaygıdan
Hiç hoşlanmaz nefsi için övgüden
Hodfuruşluk hissetmişse zül gelir.

Seher vakti bülbül başlar duaya
Zikir-fikir hamd ve şükür edaya
Seslenir de el uzatır hüdaya
Sesi duyan gözü yaşlı gül gelir.

Gönlü kırık boynu bükük gül gonca
İlâhi bir lütuf vâki olunca
Gözün aydın fermanını duyunca
Kaldır yüzün diyen güçlü dal gelir.

Zikr-î cehri ruhsat varmış bülbüle
Mashar olur duaları kabûle
İstediyse; hem sümbüle hem güle
Gürül-gürül sevgi akan sel gelir.

Dua eden dua eder duyana,
Marifet var sevgisine uyana
Deva iner dertlerini sayana
Rahmetinden medet veren el gelir

İzmit
02.04.2015

               Bedri Tahir Adaklı