16 Aralık 2013 Pazartesi

Eski Ve Yeni Kavgası

Bağı koptu, dede ile torunun, 
Biri ondan biri bundan söz eder, 
İkisinin birbiriyle zorunun, 
İki ayrı yaralardan söz eder. 

Neler oldu bir bilseniz bu yurda, 
Biri dili, biri dini, anlatır, 
Geri kaldık dilden-dinden ötürü, 
Dilimize başka diller karışmış, 
Millet tutar, milletlerden laf alır, 
Agop adlı, biri kem-küm laf bulur, 
Bir de “din” var, tartışması bitmeyen, 
İzmit 

Düşünelim otur hele buyur da, 
Bir de tutup, nesilleri ayır da, 
Ayrı-gayrı olanlardan söz eder. 


Zaten malum kalmamıştır hal-hatır, 

Biri terlik, biri topu fırlatır, 
Hemen herkes, kavgalardan söz eder. 


Frenklerden yalan-yanlış her türü, 

Taklit edip, işleri yap, götürü, 
Doğru sanıp yanlışlardan söz eder. 


“Din’i” softa; bozmak için, yarışmış, 

İki nesil bunlar için dövüşmüş, 
Bozmayanlar, bozanlardan, söz eder. 


Eyer-büker dili gibi kullanır, 

Edip alır, edep verir ballanır, 
Tam tatlanmış, duygulardan söz eder. 


Uydurulmuş, kelam lafa laf olur, 

Eskimez dil, işte böyle kaybolur, 
Dede-torun, yorumlardan söz eder. 


İman’dan ve dinden hiç haz, etmeyen, 

Doğrusunun tahkikine gitmeyen, 
Heba olmuş, hayatlardan söz eder. 


15.12.2013

13 Aralık 2013 Cuma

El Eden Var

Uzaklardan bir el, el etti ele, 
Anlamaz el âlem; neden el eder? 
Eliyle anlattı, dil taktı ele, 
Bu hale; bir mana, veren el eder. 

Bir remiz bir işmar, bir şeye bakar, 
Tutuşmuş ateşin, dumanı çıkar, 
Ne kadar fiil var, failden akar, 
Fark eden farklıyı, gören el eder. 

Bir meyve dalında, bakar insana, 
Bu duruş, ve bu hal, ikramdır sana, 
Dalında sallanış, derstir alana, 
Sendeki isteği bilen el eder. 

Hâsılı her şeye, görev verilmiş, 
Bir şükür uğruna, yere serilmiş, 
Teşekkür etmemek, serbest edilmiş, 
Ceza var dikkat et, diyen el eder. 

Dal bilmez, el bilmez, tatlar da bilmez, 
O halde bilen var, bilen ne demez, 
O Bilen’i bilen, inkâr edemez, 
Bilen’i seveni, seven el eder. 

İzmit 

13.12.2013

10 Aralık 2013 Salı

İmkânat

Güzel gören, fark etmişse, güzeli, 
Endam başka, duruş başka, yüz başka, 
Güzel olur, ol demişse; Ezeli, 
Duyan başka, Diyen başka, söz başka. 

Bilinmeyi istedi de, âlemi, 
Yaratmıştı, göndermişti Âdem’i, 
Ayet dizdi, bir ip yaptı, her demi, 
Hüccet başka, bürhan başka, iz başka. 

Sonsuzluktan mümkünatı, var etmiş, 
Şu dünyayı dünyalıya yar etmiş, 
Münkir kızmış, mü’min bundan ar etmiş, 
Dünya başka, Halık başka, biz başka. 

Şiddetli bir, zuhur ile gizlendi, 
Varlıkların, sesleriyle seslendi, 
Hem görmeyi, kim istemiş bilendi, 
Bakmak başka, görmek başka göz başka. 

Ta.! serâdan, süreyyaya, yol gider, 
Kaf ve nun’dan kudreti var emreder, 
Şaşan şaşmış, olmuş birer derbeder, 
Aklı başka, kalbi başka, öz başka. 

Cümle âlem onu söyler, hoş anar, 
Her anışta, gönül yanar, kalp yanar, 
Yürek kopar, içte bak bir yer kanar, 
Yanan başka, yakan başka köz başka. 

İzmit 
10.12.2013

7 Aralık 2013 Cumartesi

Akan Zaman

Bir kıvılcım düştü kavdan, çakmaktan, 
Ateş çıktı, alev çıktı köz çıktı, 
Sarı yaprak, tütününü yakmaktan, 
Her nefesten, duman çıktı, söz çıktı. 

Her bir kadem, tepelere, yükseldi, 
Ömür ise akıp giden bir seldi, 
Mevsimlerden, kapımıza kim geldi? 
Meraklılar, bir de baktı, güz çıktı. 

Birden bire, ne geçti ki önümden, 
Dökülenler, nedir bu her yönümden, 
Ağacımdan, dallarımdan, gülümden, 
Gonca soldu, yaprak düştü, öz çıktı. 

Verilen bir emanetti bu canım, 
Ama gel gör, heba oldu her anım, 
Türkü diye tutturduğum yalanım, 
Teli yoktu, tek tel taktı, saz çıktı. 

Dertler bir gün biter diye bekledim, 
Ama heyhat, derde dertler ekledim, 
Kara rengi; sıkıldım da sakladım, 
Şöyle baktım, ömrün akı, az çıktı. 

Ölüm artık yola düştü duraktan, 
Hemen herkes hüzün alır, firaktan, 
Dere-tepe, görünse de uzaktan, 
Doğrulanlar, yola baktı düz çıktı. 

İzmit 
07.12.2013

4 Aralık 2013 Çarşamba

Gerçek Dertliler

Dertlerin önüne tebessüm dizdim, 
Yine de üstünden aşıp gittiler, 
Acıdan diyarı dolandım gezdim, 
Bendeki bu derdi; delip geçtiler. 

Neler gördüm neler, yavrusu ölen, 
Zalimin sadistçe zulmünü gören, 
Acılı çileden, bir kefen ören, 
Üstüne serip de, kesip biçtiler. 

Meğerse çileyi zevk eden varmış, 
Onlara saadet, uzak diyarmış, 
Acıyı tartarak, lezzet ararmış, 
Zehirsiz bal sanıp, süzüp içtiler. 

Hamiyet perverler yardıma koştu, 
Aslında aşılan, hafif yokuştu 
İçinde çırpınmış, yaralı kuştu, 
Uçamaz bu artık, deyip kestiler. 

Dertliyi fark ettim, sesimi kestim, 
Bir kıyas uğruna kendime küstüm, 
Çareyi götürdüm, gürleyip estim, 
Gene de acıyı, gülüp seçtiler. 

İzmit 
04.12.2013