30 Nisan 2017 Pazar

KUCAKLA-HA


Az zerdeçal kattık pilav içine
Kaşıkla ha kaşıkla ha kaşıkla
Takdir ile baktık aşcı suçuna
Kazıkla ha kazıkla ha kazıkla.

Ancak böyle, olur bizde bu zerde
Faydalıymış şifa varmış her derde
Şeker bulsak yiyecektik seherde
Sayıkla ha sayıkla ha sayılkla.

Malum bizler oluverdik fukâra
Razı mısın kaderdeki karâra
Ecnebinin götürdüğü çıkara
Cıyakla ha cıyakla ha cıyakla.

İçimizi yaktı-yıktı ihânet
Yardım etse bâri melek siyânet
Taşlı pirinç kırdı dişi melânet
Ayıkla ha ayıkla ha ayıkla.

Çaresizlik oldu bizim malımız
Fakir düştük pek perişan hâlimiz
Herkes bilir kim kırmışsa kolumuz
Kucakla ha kucakla ha kucakla.

Ne güzeldik şimdi geldik nazara
Hele gelde mani ol sen muzıra
Bize biri ateş atsa kazâra
Körükle ha körükle ha körükle.

29.04.2017

                  Bedri Tahir Adaklı

28 Nisan 2017 Cuma

Aşk Dersi


Mecnun’dan öğrendim aşkı sevdayı
Diyordu an gelir zaman bozulur
Sözümden âtiye aksi sedayı
Taşıyan gemide dümen bozulur.

Ne târif etmişse sevgiden yana
Sineler dönüşmez bir âşıyana
Kesilir nağmeler düşer isyana
Aşk için inleyen keman bozulur.

Gönüller sadeftir aşka sevdâya
Mâşuku hazırlar ruhu fedâya
Hiç kulak vermez mi ulvi sedâya
Duymazsa o kalpler hemen bozulur.

Çok şeyler anlattı sürdü bir hayli
Dedi ki maddeye olursa meyli
O ulvi sözleri derse alaylı
Gönülden yükselen duman bozulur.

Bir kimse ben aşka inanmam dese
Aşk kabı bozulur döner kafese
Aşığın kalbini nefes nefese
Getiren münevver iman bozulur.

25.04.2017
                  Bedri Tahir Adaklı


             

Küçük Kalpler


Çocuktur saf ve temiz yanı vardır tarafsız
Onun korkuları başkadır
Düşmanları yoktur ona kötülük eden
Hayallerini korkutan
Sadece bir gülyabani vardır tanıyacağı

Yağmurlar yağsa da sesli
Kar sessis yağar yüzünü yer-yer ağartan
Dağları seyreder ruhun penceresinden
Bazen zirvelerden kayarak iner ovalara
Papatyalar kucaklanıverir parmaklarla

İçi deryalar gibidir dalgasız
Gül kokulu limanlarda bekleyişleri vardır
Saf ve temiz yüreği
Habersizdir kötüden kötülükten

Bir çomak uzatır göklere
Bulutlara yön verir
Kara bulutlar liğme-liğme edilir
Titreterek uyarır katreleri
Tufanlar dahi olsa onun için önemsizdir

Beyaz sayfalara
Geleceği yazacaktır kalem-kalem

Ekilmiş çekirdek gibi kalbi
Filiz verse o aşkadır
İçi de dışı da herşeyiyle başkadır


18.04.2017

                  Bedri Tahir Adaklı

17 Nisan 2017 Pazartesi

Gelincik Tarlası

Yetmiş yılı atmıştım arkamdaki mâziye
Adam sende desem de bana yine ar gelir
Zamanım öldü gitti dostlar etmez taziye
Hiç kimse aramıyor ama yine yar gelir. 

Ömürden yedi sene çıkarıp götür onu
Bırak hele tarlaya gelincik olsun konu
Eski kısa paçalı bul giydir pantolonu
Ama şimdi gidersem giyecekler dar gelir.

Zaman beni tutup da savurdu istikbâle
Akıbet güzel değil ben razıyım bu hâle
Ömrü böyle bitirdik erişmeden kemâle
O yaşta koşuşurduk şimdi yatsam ter gelir.

Ömür bu geçiverdi keşkelerden bizârım
Zarar veren başkası ben kendime kızarım
Öyle-böyle çoğalan günahları yazarım
Ciltlerle kitap oldu birikmişler bar gelir.

Unutmam gelincikler sarardı her yanımı
Mazide bıraksam da şu kadar zamanımı
Yediye yetmiş ekle topla bul o anımı
Kaldı yaşım yedide yetmiş yedi zor gelir.

16.04.2017

                  Bedri Tahir Adaklı 

15 Nisan 2017 Cumartesi

Yolumuz


Misafir olarak geldik bu hana
Ne dersin kalksak mı ne dersin dostum
Yolculuk zahmetli herşey bir yana
Atiye baksak mı ne dersin dostum

Kaybımız ne olur düşünüp baksak
Bu gidiş nereye çok ağır aksak
Bir bilen bulsak da huzura çıksak
Rahleye çöksek mi ne dersin dostum

Bu hanın sahibi bizden ne ister
Semavi bir ses var az ilgi göster
Demez mi yüz verdim isteme astar
Boynumuz büksek mi ne dersin dostum

Mükâfat mücazat tercih insana
Bir hesap günü var der inansana
Bu işi düşünüp Hakk’ı ansana
Deyip de çıksak mı ne dersin dostum

Kabirden bir tunel önünde yolun
En büyük derdidir hemen her kulun
Bu yer çok karanlık aydınlık bulun
Bir ışık yaksak mı ne dersin dostum

07.04.2017

                  Bedri Tahir Adaklı

7 Nisan 2017 Cuma

Üfürükçü

Okuyup üflemiştim duaların sonunda
Üfürükçü dediler…
Şikâyet vaki oldu, kanun adamlarına,
Dudaklarımda çatapat, patladı göz göre-göre…

Artık ne ıslık çalabildim ne de bir düdük
Hırsızlıktan kurtuldum, çalmayı da bıraktım ben
İşte biz inanın ki terbiyeli büyüdük.

İdare fitiline yağdanlıktan yağ gelir
Aman ha, parlayıp da yanmasın kandilimiz
Onu da söndürürsem işkence olur bana
Üfleyemem, üfüremem
Dudaklar açık-seçik
Herkes bunu görünce, ne tuhafmış dediler.

Tek sağlam bir yer kaldı
O da malum; dilimiz.

Çünkü biz bu yollarda dilimizle yürürdük
Terbiyeli olmak için;
Mecbur idi elimiz.

01.04.2017

                  Bedri Tahir Adaklı