12 Ekim 2014 Pazar

Hırs ve Hasâret

Arkama baka-baka, giderken ecelime,
Kalanlara şaşırdım, ölümsüz gibiydiler,
Acaba desem mi ki, şöyle birkaç kelime,
Mahmur-mahmur baktılar, çelimsiz gibiydiler.

Hâlbu ki gelirken biz; ağlayarak gelmiştik,
Ölümün varlığını, çok az sonra bilmiştik,
Düşünmek istemeyip aklımızdan silmiştik,
Hayat nedir bilen yok, ilimsiz gibiydiler.

Yüreğime saplanmış, hançer gibi endişe,
Mâni olan bulunmaz, kabre doğru gidişe,
Derde deva olsa da, çare yokmuş bu işe?
Gidenleri seyrettim, elemsiz gibiydiler.

Ufka artık yöneldim, geçti ömür ufûle,
Nâsihleri dinleyin; dedim ama nafile,
Bir yere yazın dedim, aldırmadı kafile,
Kâğıt pekçok olsa da, kalemsiz gibiydiler.

Çalışıp çabalayıp, ne bulmuşsa almışlar,
Üstünlük hevesiyle, rekabete dalmışlar,
Eşya dolmuş evleri, bak ayakta kalmışlar,
Her nasılsa gene de, kilimsiz gibiydiler.

İzmit
10.10.2014

               Bedri Tahir Adaklı

3 Ekim 2014 Cuma

Başını Yesin

Gün doğsun ağarsın gecesi günün,
Müjdeli her haber yüzüne vursun,
Masuma sunduğu sesi ünlünün,
Nefretle ne demiş sözüne vursun.

Yıldızlar yanmakta, gökleri yutan,
Dumansız ateşi, kalbiyle tutan,
Utan be zalim ok; yayından utan,
Uçarsan vınlayıp dizine vursun,

Sinsice yaklaşan, ölümün hızı,
Kaldırmaz bu dünya böyle bir sızı,
Kaderden kalemin çizdiği yazı,
Tersine patlatsın kızına vursun.

Kimisi ayaksız kimisi elsiz,
Ölümü görenler karşılar dilsiz
Dumanı ucunda mermi bedelsiz,
Namluda arpacık gözüne vursun.

Işid’dim, güç verir, içteki güce,
Görünen bu zafer zannetme yüce,
Bedeni pek bâlâ ruhları cüce,
Yıktığı ocaklar haz’ına vursun.

Sevdiğin şu dünya başını yesin,
İnan ki yiyecek, vallahi kesin,
Ellere bakmayın ne derse desin,
Elinde ne varsa özüne vursun.

İzmit
29.09.2014

                  Bedri Tahir Adaklı