28 Haziran 2015 Pazar

HİÇ


Cüz’i bir gayrete denirse cefa
Ambarı dolduran hiçlik yutulur
Nafile, çark döner binlerce defa
Lokmalar çiğnenir açlık yutulur.

Tenbelce kaykılıp şilteye uzun
Hiç öyle olur mu ayağı kazın
Soğukmuş sıcakmış kışın ve yazın
Bahane aranır güçlük yutulur.

Yimi dört altındır bir günlük hayat
Çalış ve çabala yorulursan yat
Helâlden kazanca ısrar et dayat
Sağlığın gider de harçlık yutulur.

Heba olur zaman yok olur vücut
Aslında içinde istidat mevcut
Kullanıp şükreyle ediver sücût
Farkına varmazsın gençlik yutulur.

28.06.2015

               Bedri Tahir Adaklı

13 Haziran 2015 Cumartesi

Artık Böyle


Mekânlar küçüldü zaman kısaldı
Bu yolda yolculuk yetmez mi sandın
Malumat gelişti haber hız aldı
Gurbette hiç hasret bitmez mi sandın

Merkebe binerdik yavaş giderdik
Yolculuk hiç böyle biter mi derdik
Vuslatı yollarda somunla yerdik
Yanında soğanı yetmez mi sandın.

Velhasıl bitirdik mâziyi böyle
İrtibat olmazdı şehirle köyle
Köylü der işim yok paşayla beyle
Küçümser davranış bitmez mi sandın.

Baksana kardeşim şu bizim asra
Büyüyüp karıştı Bağdat'la Basra
Harâbe hâneyi döndürdü kasra
Keyf için tarlayı satmaz mı sandın.
                               
Şimdi bak çalışmak kazmasız belsiz
Bir anda görüşür cebinde telsiz
Vasıta diyorsan belki bedelsiz
Bir ömre bin ömür katmaz mı sandın

Hayvandan farklıyız şu görünüşte
Şükür yok kardeşim şükür yok işte
Nankörlük diz boyu mülke gidişte
Bu yüzden musibet çatmaz mı sandın.

13.06.2015

                 Bedri Tahir Adaklı

10 Haziran 2015 Çarşamba

En Son Nefes


Yüreğim mecalsiz kalmış da olsa
Maksada ermeyi isterim elbet
Bedenim kendini salmış da olsa
Doruğa varmayı isterim elbet.

Ne olur mâniler çekilin yoldan
Düşmanlar saldırır hemen her koldan
Bir zafer ummayın bu garip kuldan
Çemberi yarmayı isterim elbet.

İlk insan fehmine yönelen suâl
Vicdanın gördüğü manevi bu hâl
O zaman söz verdik reddetmek muhâl
Va’dimde durmayı isterim elbet.

Ne mümkün zafere gayretsiz gitmek
Yetmiyor gönlüme kanaat etmek
Mü’mine mahsusmuş Hüsn’ü seyretmek
Hem ben de görmeyi isterim elbet.

Ağaçlar tohumdan tohum ağaçtan
Rabb’imin varlığı belli sonuçtan
Tesadüf diyeni kurtar bu suçtan
Sebebi sormayı isterim elbet.

Konuşur şu âlem işittim sesi
İkazla uyarır hemen herkesi
Mukaddes kelamla en son nefesi
Secdede vermeyi isterim elbet

10.06.2015

                 Bedri Tahir Adaklı 

6 Haziran 2015 Cumartesi

MÜCEDDİT



Nübüvvet güneşi aynaya düşer
Her asra yönelir nuruyla tecdit
Beşere gelmişse bir fitne-i şer
Kalpleri hıfzeder ruhuyla tecdit.

Huzurla sûkunla yaşarken insan
Birden bir tecavüz bir karabasan
Gelir de bu şerre maruz kalırsan
Halaskâr olacak haliyle tecdit.

Her asır başında bir imam gelir
Hem vaki olmuşsa erbabı bilir
Tahribi kim yapmış önünde bulur
Olmaz mı Allah’ın kuluyla tecdit?

Yüz sene arayla gelen bu zatlar
Muarız olanda düşer kanatlar
Sonunda son gelen hizmeti katlar
Şüpheyi yok eder diliyle tecdit.

Nebîden tevarüs edip de gelen
Küffarın zırhını Mehdi’dir delen
O zat ki gelmiştir biliyor bilen
Elmas kılıç tutar eliyle tecdit.

Bu yangın sönmüştür uçar külleri
Muhabbet bağının açtı gülleri
Bülbüller muştular söyler dilleri
Herkese gül sunar dalıyla tecdit.

02.06.2015

               Bedri Tahir Adaklı

4 Haziran 2015 Perşembe

ÇEKİRDEK


Bir damla habbede yazıyı oku
Koskoca bir ağaç dalmış içine
Yokluktan atılan bir varlık oku
Ukbadan deryayı salmış içine

Başından sonuna hayattan liste
Çiçeği meyveyi tohumdan iste
Zamana dizilmiş gelir aheste
Tadını lezzeti almış içine.

Tohumu kabre koy deki bir ölü
Baharda gel de bak verir sümbülü
Neş’eyi bahşeder açtırır gülü
Renklerden mayayı çalmış içine.

Toprakta tohumlar nasıl dirilir
Bu işi ne güneş ne hava bilir
Ne varsa Hay’dandır Hu’dan verilir
Bir yerden yollanmış gelmiş içine.

Bir insan düşünün mükemmel biri
Konuşmak ne mümkün ileri-geri
Resulün nurudur başlama yeri
Mevcudat yazılmış dolmuş içine.

03.06.2015

               Bedri Tahir Adaklı