Önümdeki eski günler,
Yarınlar olarak duruyordu,
Boş vagonlar gibi sıra-sıra..
Bugün demek için;
Sabırsızca beklediğim
Ve hatta iple çektiğim,
Yarınlar vardı.
Zamanın her parçasını kolaçan ediyordum,
Yerimi genişletiyordum.
Bu günlere nasıl “gün” dendiğini bilmiyordum,
Sadece; dün, bugün ve yarın denildiğini biliyordum.
Arkamda ayna, önümde ayna..
İç içe aynalar, yerimi genişletiyordu,
Hayal, bütün hızıyla gidip-geliyordu.
Gelecekle geçmişi birbirine bağlıyordu.
Hâlbuki bulunduğum yer;
Kabir kadar daracıktı,
Yarınlar yok ve dünler yoktu,
Geçmiş hep ağlıyor, gelecek endişeliydi.
Toparlanmak istedim ama,
Başımı duvardaki aynalara vurdum,
Of dedim “yerim ne kadar da darmış”
Bir musibetin ikazıyla irkilmiştim.
Ben zamanı; “ömür” zannetmiştim,
Zaman uzun, ömür kısaymış,
Onu fark etmiştim.
Gidenler gitmiş gelecekler gelmemişti,
Ben neredeydim?
Sadece, geleceğe ve geçmişe gitmiştim.
Meğer “hayat” sadece,
Bu durduğum yer,
Bulunduğum yer kadarmış,
Ve hatta “bir an” kadarmış,
Onu fark etmiştim.
İzmit
06.06.2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder