28 Kasım 2013 Perşembe

Esrar-ı Gaybî

Canlılar adedince, elemli ses, 
Duyulur derinden avaz-avaz. 
Kiminde ayazda donan bir yürek, 
Kiminde susuzluktan kurumuş boğaz, 
Göklere yükselmiş, kapkara duman; 
Yangından çıkıyor bir fizâr-ı naz. 

Bir şahin rızkına muhtaç ve de aç, 

Tasallut edecektir o fıtrî mizaç, 
Ak kanatlı güvercin çırpınmakta pür telaş, 
Bulutlar delik-değiş olmuş ateşli çığlıktan, 
O kırılmış kanatları açamaz ve açmaz, 
Takati, az, gücü az, 

Ölüm, öncesi, gayretin ördüğü, 

Üst-üste evhamdan taş duvarlar, 
Çok zordur, onları taşmadan aşmak, 
Belki de kaçması mümkün değildir, 
Hatta yükselmiş bile olamaz, 
O çırpınan pervaz. 

Zalimlerde bu zulüm, 

Belki de; bir hevesât-ı sihirbaz. 
Kiminde taştan da katı, bir yürek, 
Kiminde neş’eden yırtılan, boş boğaz, 
Kulaklara vurur bir name-i saz. 

Uzanıp da tuttuğum velvele ve çığlık; 

Bitmez ve durmaz, 
Kimden kime gider diye düşündüm biraz? 
Meğer feryad-ı figan değilmiş duyduklarım; 
Birer âvâzü niyaz, 
Birer tesbih-i âğâz. 
O; bir vazifedir, 
Asla durmaz ve yorulmaz.. 

İzmit 

27.11.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder