Canlılar adedince, elemli ses,
Duyulur derinden avaz-avaz.
Kiminde ayazda donan bir yürek,
Kiminde susuzluktan kurumuş boğaz,
Göklere yükselmiş, kapkara duman;
Yangından çıkıyor bir fizâr-ı naz.
Bir şahin rızkına muhtaç ve de aç,
Tasallut edecektir o fıtrî mizaç,
Ak kanatlı güvercin çırpınmakta pür telaş,
Bulutlar delik-değiş olmuş ateşli çığlıktan,
O kırılmış kanatları açamaz ve açmaz,
Takati, az, gücü az,
Ölüm, öncesi, gayretin ördüğü,
Üst-üste evhamdan taş duvarlar,
Çok zordur, onları taşmadan aşmak,
Belki de kaçması mümkün değildir,
Hatta yükselmiş bile olamaz,
O çırpınan pervaz.
Zalimlerde bu zulüm,
Belki de; bir hevesât-ı sihirbaz.
Kiminde taştan da katı, bir yürek,
Kiminde neş’eden yırtılan, boş boğaz,
Kulaklara vurur bir name-i saz.
Uzanıp da tuttuğum velvele ve çığlık;
Bitmez ve durmaz,
Kimden kime gider diye düşündüm biraz?
Meğer feryad-ı figan değilmiş duyduklarım;
Birer âvâzü niyaz,
Birer tesbih-i âğâz.
O; bir vazifedir,
Asla durmaz ve yorulmaz..
İzmit
27.11.2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder