Dünyaya
gelmişse pişmanlık
Karlara
ılık-ılık kan akar
Nefret,
kin ve düşmanlık
Soğuğu
olsa-olsa bir can yakar
Hicran
çok kısa belki bir anlık
Gözleri
kapalı ondan karanlık
Kızgın
çöldeki virâne ev
Göçtü
de mazinin vechi silindi
Ejderha
dilinde kıp kızıl alev
O
sivri diliyle mizan delindi
İntikam
zincirlere vurulmuş
Seslerde
boğuk hüzünler
İnsanlık
sanki böyle bulunmuş
Tıkalı
nefesle çırpınır günler
Gırtlaktan
çıkan alev göğü saracak
Dabbet-ül
arz, gelip yeri yaracak.
Gökler
tam inerken lânetle yere
Altında
ezildi beraber güzel ve çirkin
Belki
binler belki milyon kere
Hayâlet
yurduna düştü belâsı şirkin.
Alev-alev
oldu kıvılcım o menhus elde
Yakarak
gülüyor dumandan ordu
İçinden
sırrı, çıkaran belde
“Ne
oldu insanlık” diyerek sordu
Utanmaz
bir kelam dolandı dilde
Dedi
ki, “insafdan ne kaldı elde”
İzmit
02.03.2015
Bedri Tahir Adaklı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder