Güneşin doğduğu yere bakın,
Battığı yerden,
Yıkılmış ulvî bütün surlar,
Altında kalıp, can veren çeşitli unsurlar,
Yere ve semâya, lâhûti seslerle çizilen sınırda;
Kan ve gözyaşı sağnak-sağnak,
Yürekleri dağlayan ağıtlarda boğulmak,
Hatta siz, hasret türkülerini, dinlediniz mi hiç?
Duydunuz mu hiç?
Dayanılmaz harîk nağmelerde;
Yakıcı seslerin alevden türkülerini dinleyin.
Kalbin elem yüklü bulutlarının sağanağı;
İnsanın dizlerinin bağlarını çözer..
Bazı yerler vardır;
Ağlayacak takâti kalmayanlarla dolu,
Kimi rahleleri başında can veren sabilerle,
Kimi; dağ, dere ve mağaralar,
Feryatlarla doldurulmuş çığlık çığlık..
Güneşin doğduğu yer, hıçkırıklarından şaşkın,
Doğduğuna pişman,
Ne dost belli ne düşman,
Acılar sarılarak katlanmış..
Semanın göz pınarları kupkuru,
Gözleri kan çanağına dönmüş..
Kar yerine kan yağmakta…
Güneşin battığı yerden bakanlar,
Cüz’î menfaatleri için kan akıtanlar,
Kendilerine yar ve yaran bulanlar…
Menfur yüreklerine böylece gün doğmakta…
Yerin üstüydü bu,
Güneşin battığı değil, doğduğu yerin..
Yerin altına inanmayanların zulmüydü bu..
Feçirden günün yarısına kadar olan yerin.
Güneşin battığı yerden, doğduğu yere inenlerin,
Bulaşık ellerle; başlarına musibet verilenlerin,
Yeriydi bu..
İzmit
19.02.2012
Bedri Tahir Adaklı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder