27 Ocak 2013 Pazar

Kara Yazı Yazanlar


Mazi derelerinin karanlıklarına, 
Hayalen, seyahat edelim birlikte; 

Kırk ve kırk beş yıllarının, 
Kara-kara yazılan, hüzün sahifelerine … 

Dünya büyük bir buhran içinde; 
Frenklerin menfaatleri nefret ve kinle beraber 
Barut, ateş ve can tarrakaları, 
Kaplamış dört bir yanı oluk-oluk kanlarla… 
Cadı kazanlarının fokurdamaları, 
Zaman ve mekanları bezdirmişti, 
Kaynamalarla… 
O acılara benden de bir acı düşmüştü; 
Babam bana veda etmişti, 
Üç yaşlarındayken… 
Ağlayan türküler vardı, inlemelerde… 
Manalarını bilemediğim, 
Hıçkırıkların dinlediği… 

Kara-kara kazanlar, 
Kara yazı yazanlar. 
Nefretin ve adavetin yazıları… 
Aynaların mülevven yüzleri, 
Kara yazılarla karardıkça 
Parlak yüzleri daha da parlamıştı… 
Adavetin varlığı, muhabbeti öğretmişti. 
Çünkü her şey zıddıyla bilinirdi ya hani… 

Bu yazılar yazılmamalı, 
Bu canlar yanmamalıydı 
Böyle diyenler vardı 
Şefkat kahramanlarıydı onlar; 
Muhabbet fedaileri… 
Başkalarını güldürmek için 
Kendilerini ağlatan insanlar vardı. 
Onlar dava adamlarıydı, adamdı… 
Güzel yazı yazanlardı onlar. 
Yürekleri yürekli insanlar. 
Onlar, aşkı muhabbeti ve şefkati; 
Gönüllere yazardı. 

Ben de onları beğenir, onları yazardım. 
Güzellik ve dostlukları yazanları, 
Onlar yazardı arkadaş! Yazar… 
Ben de onları yazarım. 

Bazen de şiir yazarım. 
Yazarım arkadaş, yazarım. 
Ben de yazarım. 

22.03.2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder