12 Ocak 2013 Cumartesi

Bitmeyen Yollar


Uçsuz bucaksız, semavat denizi, 
Masmavi uzakların, engin mekanı, 
Yüreklerden açılan pencereleri, 
Arşın beyaz tenteneli perdeleri kapatmış. 

Merak göz göz olmuştur artık, 
Aralayıp perdeyi bakmak ister, 
Uzaklaşır gönüllerden,karanlık adavet, 
Ağır bir yük olur gurur ve kibir, 
Derinliklere düşürür, 
O mukaddes davet. 

Kalbin tatlı atışı, arz’a takılır, 
Ufuklar ötesinden, 
Burçlardan haber almak için, 
Geleceğe gitmek ister, 
Neş’e ve sürur.. 
Taç’lar takar heyacan soluyarak, 

Ufuklar ötesine, hayalen gitmiştir artık. 
Nefret, kin ve kibir, uzaklarda kalmış. 
Sessizlik ve sükûnet görülmüş. 

Muhabbet ağacının, 
Işık ışık şenlenen çiçeklerinde; 
Tomurcuklar dizilirken, 
Güneş, mükerrer secdelere kapanır. 
Işıkdan parmakları; 
Gösterir gelecek zamanları. 

Fâni olan çöllerin, susuz bağrında, 
Çağrılır yeşillikler, 
Sonbahar, ayrılıkları yazarken, 
Geleceğe gitmek için. 
Sarı yapraklar alkışlar dirilişi. 
Karşılanır umutlar, 
Hayret ve ibretle bakılır göz göz.. 

Rüzgar kanatlanmış, ufuklara gidiyor süzülerek, 
Muhabbet ağacında sallanır dallar, 
Meyvalar olmuş, oluşmuş olgun, 
Bakışlar kaybolur sevinçle, 
Ufuklar ötesi, sonsuzluğa kadar solgun. 

11.09.2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder