12 Ocak 2013 Cumartesi

Bekleyeni Bekleyen


Ufkun kızıllığında, 
Kara çizgilerle ayrılan, 
Donuk bekleyiş... 

Hüzün, umut ve merakın 
Vakur bir tablosu... 

Kıpkırmızı levhanın, 
Bakır kenarlarında başlayan, 
Derin karanlığın uçlarından, 
Kıvrılarak gelen yol... 

Ümitsiz hasretin yolu... 

Bir türlü gelemeyen, 
Gelmedikçe beklenen yavuklu. 
Neden? 
Neden bu kadar ısrar? 
Halbuki gelmeyecekti. 

Evet, 
Yalnız bunu bilen bendim, ben. 
Saygı duyulası... 
İrade, ümit ve aşk... 
Cisimleşen mana bu idi. 
Her akşam tekrarlanan, 
Tekrarlandıkça bütünleşen azim. 

Defalarca şahit olduğum, 
Bu azmin sert duvarlarında 
Sessiz ve soluksuz seyrettiğim; 
Gözlerim yan çizgilerinde, 
Gezerken yüzünün. 

Ufkun aydınlığından çaldığım, 
Yanakların kavislerini parlatan 
Gözyaşlarının; 
Gamzeleri dolduran, 
Hicran damlaları. 
Donuk çehrenin buruk çizgileri, 
Acıları katlayan derinlikte idi. 

Rikkat ve şefkatimi celbediyordu. 

Ah bir paylaşabilseydim, 
Ah bir söyleyebilseydim, 
Söylenemezdi... 
Akşamların sessizliklerini 
Çınlatan hicran nameleri ve aşk, 
Söylenemezdi. 

Ilık ılık esen meltemin, 
Yumuşak nasihatleri, 
Aşkımın hoyrat küstahlığını 
Susturmuştu. 

Çünkü iradeyi öğrenmiştim, 
Hatta sabrı... 
Aslında kabahatim büyüktü. 
Ben bekleyeni bekliyordum. 
Aşkın düğümlerinde boğulan 
Gönlüm cezalanmalıydı. 

Bu küstahlığım ancak 
Uçurumların ölüm karanlığında 
Kaybolup gitmeliydi... 

O bekleyeni bekleyen, 
Kahrolası, 
Bendim, ben... 

27.12.1997

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder