2 Şubat 2013 Cumartesi

Musibet Kuleleri


Kesildi dizlerimin dermanı, vaktin basamaklarında, 
Kendi kule'min başına varmak üzereyken, 
Ufka bakmıştım, 

Hani kulleyn vardı, 
İçine telvis etmişti bahane, 
Aynı tarih, aynı gün ve tam bu gün, 
Nasıl da denk getirdi getiren, 
Ömür ve hayatı zamanla bitiren, 

Biterken kaybolacaktı ömür, 
Ne olmuştu da, zamanı titretmişti ölüm? 
Kimler çağırıldı acaba bilmediğimiz? 
Çapulcu kavimler mi bu gelenler? 
Kin, nefret ve adavet orduları, 
Gafiller, filler ve filolardan ibaretti düşman, 

Bahane kuleleri dikildi tam karşımıza, 
Bir patlamayla irkildi endişeler, 
Bulutların nefret kardeşiydi; dumandan duman, 
Kalpler adedince yanmıştı zaman, 

Kıvılcım saçıyordu kandamlaları, 
Dizlerimin bağı çözülürken tırmanmada, 
Başımıza taş düştü aklarla bir an, 

Ta.! Uzaklardan göründü ebabil kuşları, ağızlarda taşlar.. 
Uçuşur üstlerinde binlerce kuşlar, 
Her başa, bir taş isabet edecek muhakkak, 
O zaman delinecek o menhus başlar, 

Musibet, belâ ve şer, 
Mukabili değil miydi muhabbetin? 
İman olursa, mükemmel olurdu beşer, 
Beşere düşmandı yine bir başka beşer. 

Mazlumun âhı’ydı yıldızlardan duyulan, 
Yürekleri acıyla oyulan, 
Mahkeme-i kübrâda alınacak, 
Zalimden alınacak her türlü hak. 
Ama, alınacak muhakkak. 

İstanbul 
01.12.2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder