18 Şubat 2013 Pazartesi

Uçurtmalar


Koynumda saklıydı düşlerim, 
Kirlenmemiş dünyalarımda… 
Bahar kokusu varken, 
Kuşlarla birlikte 
Cıvıldaşırdı çocukluk… 

Uçurtmalarla uçmaya 
Yıldızlara çıkmaya…, 
Sımsıkı ipleri tutarak 
Göklere bakmak için 
Hazırlanırdık her zaman. 

Nefret ve kin yokken ufuklarda 
Muhabbet ve neş’e meltemleri 
Okşuyordu saçlarımızı o zaman. 

Meltemler fırtınalara dönüşürken 
İpleri gerilen uçurtmalar 
Ellerimizi kesiyordu artık. 

Hancı, konukları uğurlarken 
Kaderin çizgileri olan yollara… 

Avuçlarda boğulmaya başlamıştı düşler. 

İpleri koparken uçurtmaların, 
Sessiz ağıtlarla düşecekti, 
Esen fırtınalarına karışıp 
Hıçkırıklarla… 

Yola koyulan yolcuların, 
Doğan güneş 
Arkalarında kalmıştı artık 

Bahar sabahlarında 
Tekrar uçurtmalar yükselecekti. 
Kuşlarla, 
Cıvıldaşacaktı çocukluk… 

Uğurlanan yolcular 
Esen fırtınalara tutunup 
Maziye uçacaktı 
Düşen uçurtmalara bakmak için. 
Sessiz ağıtlarla,,, 

Ufkun kızıl çizgisine takılan uçurtmalara… 
Hıçkırıklarla… 

25.08.2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder